Terminator Salvation 2009

Jun 06

Geçtiğimiz haftalarda haberini girdiğim Terminatör serisinin dördüncü filmi “Kurtuluş” dün gösterime girdi. Ön gösterim için davetiyem olmasına karşın, İstanbul’da olmadığım için gidemediğim filme dün akşam Balçova Kipa sinemalarında gittim.

Şu kadarını söyleyebilirim. Haberde kendisinden şüphe ettiğim için McG‘den özür diliyorum. Aksiyon filmi yapma konusunda gerçekten oldukça başarılı buldum kendisini en azından bu yapımında. Film boyunca sanırım aksiyonsuz sadece 3-4 dakika vardır. Geri kalan tüm zaman komple bir yıkım, vahşet, patlama… Güzel bir ses sistemine sahip bir sinemada gidilebilecek mükemmel bir aksiyon filmi olmuş. Christian Bale için söylenecek pek söz yok çünkü kendisi zaten kendisini kanıtlamış bir aktör ve yine karizması tavanda bir oyunculuk sergilemiş. Filmden önceki “Batman kostümü giyiyormuş şimdi puhaha” geyiklerini de bize yedirdi ayrıca.

Helena Bonham Carter toplamda 3 dakika gözüküyor zira bu 3 dakika da aksiyonsuz geçen dakikalara ait. Filmin son anlarında güzel bir süpriz de karşımıza çıkıyor ancak adı üstünde, süpriz ve bu sebepten söylemek pek yerinde olmaz.

Sam Worthington da yine oldukça başarılı bir performans ortaya koymuş. Bağırış, çığırışları ve isyankar Marcus Wright rolünü çok güzel üstlenmiş.

Moon Bloodgood‘a da değinmek lazım. Gözlerine bişi olmuş onun ( : filme gidince anlayacaksınız.

Filmin atmosferi gerçekten kaos ortamındaki Dünya’yı mükemmel bir şekilde yansıtıyor. Hele bir benzinlik sahnesi var ki kendisi zaten haber yazımızdaki fragmanda da mevcut ama sesle ve kocaman bir ekranla birleşince verdiği izleme keyfi inanılmaz derecede güzel. Robotların çıkarttığı sesleri ayaklarınızın altından bile hissedebiliyorsunuz. Bu sayede kendinizi filme daha da kaptırarak aksiyonun dibine vurmuş yapımla daha da bütünleşebiliyorsunuz.

Son günlerde Rijkaard’ın Galatasaray’a gelmesiyle başarısız olacağını iddia eden kişiler Barcelona’yı örnek göstererek “o kadro bende de olsa ben de şampiyon yaparım o takımı” geyiğini çeviriyorlar. Bunu biraz çevirdiğimizde “McG’nin sahip olduğu 100 küsür milyon dolarlık bütçe bende de olsa ben de aksiyonun dibine vururum” ortaya çıkıyor ama kazın ayağı öyle değil gerçekten. Her iki durumda da kadroyu yönetmek ve hayal gücünü gerçeğe dönüştürebilmek ayrı bir meziyet gerektirir ki bu meziyet gerçekten de McG’de varmış bunu göstermiş oldu kendisi. Zaten sinemaya birlikte gittiğim arkadaşlarımdan bir tanesi de kendisini “Super Natural“dan sonra zaten sevmeye başladığını ve bu film hakkında da şüphe etmediğini söylemişti laf arasında. Haklıymış.

Gidin, güzel bir sinemada güzel koltuklarda, güzel ses sistemiyle ve arka sıranızda film keyfinizi bizimki gibi bozmayacak ameleler olmadan filmi izleyin. Terminatör seviyorsanız, aksiyon seviyorsanız, robotların dötüne tekmeyi basanları izlemek istiyorsanız gidin.

Read More