Tanrının Vadisinde
Dün gece hangi filmi izlesem hangisini seyretsem diye kara kara düşünürken gözüme “No Country For Old Men” çarptı ve açıp izlemeye başladım. Ancak bu filmi indiren arkadaşım sağolsun çok kötü bir seçenekte karar kılmış ve ses-görüntü senkronu kaymış bir film indirmiş. Hemen onu kapatıp film aramaya tekrar başladım ve bu sefer de gözüme bu film çarptı. Acaba nasıl, beğenir miyim soruları arasında açtım ve izlemeye koyuldum.
Filmin baş kahramanı emekli bir asker. Çocuklarını da birer asker olarak yetiştirip askere gönderiyor. Ve küçük oğlunun Irak savaşına gidip gelmesi, orada yaşadıkları, savaştan geldikten sonra bir anda ortadan kaybolması ile birlikte, babanın oğlunu arama çabası, ayak izlerini ve detayları atlamadan izcilik sürmesi ana tema olarak işleniyor.
Aslında söylenebilecek çok şey var filmin konusu ile ilgili yada psikolojik durumları ile ilgili ancak bunları açıklamam için ipuçlarını vermem yani filmi anlatmam gerek. Yine de birazcık deneme yapsam fena olmaz: Irakta Amerikan menfaatlerini korumak için savaşan askerlerin(filmde de aynen bu şekilde geçiyor) psikolojik travmalarını, aldıkları emirler yüzünden nasıl ahlaki değerleri yıkmak zorunda kaldıklarını, nasıl birer ölüm makinası haline döndüklerini oldukça güzel ve dramatik bir şekilde işlemişler filmde. Ve bunun yanında bu askerlerin ailelerinin çocukları ile olan ilişkileri, bağlantıları ve endişeleri de çok iyi bir şekilde filme aktarılmış. Bunların dışında da Amerikalıların göçmenlere karşı tavırları yada göçmenlerin mevcut amerikan değerlerine karşı olan davranışları ve vurdum duymazlıkları da yine bu filmin içerisinde kendisine yer bulmuş.
Aslında bu son söylediğimin bu filmde olması çok normal çünkü filmin yönetmeni 2004 yılında Oscar kazanmış “Crash” filminin yönetmeni ve senaristinin ta kendisi. Yani Paul Haggis. Ki kendileri bu tip toplumsal sorunları filmlerinde her fırsatta irdelemekten geri kalmıyor. Keza Letters From Iwo Jima’nın senaryosunda da Iris Yamashita ile birlikte yine Paul Haggis’in parmağı varmış. Toplumların psikolojik durumlarını oldukça iyi bir şekilde analiz edip bunları filmlerine yansıtıp güzel toplumsal mesajlar veren filmleri sayesinde kendileri başarıdan başarıya koşmaktadır. Parmağı olan diğer filmler ise yine bir Clint Eastwood mucizesi “Million Dollar Baby”, “Flag of Our Fathers” ve Daniel Craig’in başrolünü oynadığı Casino Royale imiş.
Filme geri dönecek olursak: Tommy Lee Jones’un ve Charlize Theron’un yerine daha kötü oyuncu seçimleri olsaydı bu kadar başarılı olamazdı sanırım. Bu ikilinin süper performansları filmin, izleyiciyi daha da iyi sürüklemesine yardımcı oluyor kesinlikle.
Çok iyi bir film olmasa bile yine de toplumsal ve kişisel psikolojik durumların üzerinde durulması sayesinde durumu kurtarıyor. Tabiki Crash’ın, veya yukarıda saydığım filmlerin arasına giremiyor ancak yine de izlenebilir bir film kesinlikle.
» Üzüm gözlüm Gilbert, Arnie nerde ayıptır sorması?
» Funny Games (UK) (1997)
» The Shutter – Resimdeki Hayalet (2008)
» District 9 (2009)
Film hakkındaki görüşlerini yazmak istersen seni kimse tutmaz.