21 Gram
Sona yaklaştığımız anlarda yaşam bir film şeriti olarak geçer gözlerimizin önünden. Bu filmde de Alejandro Gonzalez Inarritu, film şeridini gözlerimizin önüne sermiş sanki. Di’li geçmişten, miş’li zamandan, dünden ve bugünden oluşan bulmaca hayatlar filmin sonunda tamamlanıyor. İlk yarım saatten pek de bir şey anlaşılmıyor. Size tavsiyem filmi yarıda bırakmak yerine ısrarla yerinizde oturup filme devam etmeniz.
Sean Penn, Naomi Watts ve Benicio del Toro’ nun oyunculuğu görmeye değer. Filmin temel taşlarını sanki yerli yerine koyuyorlar oyunculuklarıyla. Oyuncu kadrosuyla 76.oscar töreninde 2 dalda aday olmuş bir yapım olduğunu da belirtmek gerekir: En İyi Kadın Oyuncu; Naomi Watts, En İyi Erkek Oyuncu; Benicio del Toro, Akademi Ödülleri’ne aday olsalar da kazanamadılar. Filmi izlerken herhangi bir karakterin tarafını tutmak çok zor. Kesişen hayatlarda, sanki kaderin çizdiği yolda, yolculuk yapanlar olarak gösterilmişler ve bilindik bir replik getiriyor bu yolculuk “her şeyin bir nedeni vardır.” Dikkat çeken diğer bir hususta; Sean Penn’in canlandırdığı karakterin hikayesinde, kalp nakli olan bir insanın karakterinde, alışkanlıklarında değişimler olduğu, hatta kalbi nakledilen insanın huylarını kazandığı gösterilmekte. Günümüzde de organ naklinde bu çeşit “giz” diyebileceğimiz olaylar yaşanmakta. Bir çok yaşam… 21 grama sığdırılmış bir çok yaşam var bu filmde tüm gizleriyle.
Bitiminde birçok soruyla baş başa bırakıyor insanı.”21 gram nedir ?”sorusu yönetmen tarafından “ruhun ağırlığı” (weight of the soul) şeklinde cevaplanmıştır. Hayat devam etmekte ve devam ettiğini gösteren bir film. Önemli olan; 21 gramınıza ne sığdırdığınız… Umutlarınız, hayalleriniz, aşklarınız, tanıdığınız veya tanıyamadığınız insanlar, mutluluklarınız ve acılarınız…

filmden cok etkileyici bir sahne hatirimda kalmis; del toro adami vurmaya goturuyordu da dizleri uzerinde cokmus vaziyette beklerken…tamami etkileyiciydi gerci ama ozellikle o sahneyi hic unutamiyorum.