embed embed embed embed embed embed embed
Embed This Video embed
Share This Video embed
bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark
embed test
Rate This Video embed
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
embed embed embed embed embed embed embed embed
American Gangster 

Amerikan Gangsteri

Bu film çıkalı uzun bir süre geçmiş olmasına rağmen izlemem dün mümkün oldu ve ciddi anlamda tatmin oldum diyebilirim.

Birincisi filmin işlenişi bu tarzın klasikleşmiş örnekleri ile aynı şekilde ilerliyor, yani başroldeki oyuncumuz ilk dakikalarda genç ve babalardan birinin sağ kolu. İşi öğreniyor, baba ölünce işin başına geçiyor. Alanında radikal işler yapıyor ve oldukça yükseliyor. Düşmanlar ediniyor, düşüşe geçiyor ve yakalanıyor. Aynı bu film gibi yaşanmış bir hikaye olan Goodfellas’ta da durum aynıydı.

İkincisi ise film o kadar yalın ki izleyiciye göstermek istediğini direk olarak gösteriyor. Yani dolandırıp konuyu karıştırmak için uğraşmıyor ve bunu yaparken izleyiciyi sıkmıyor.

Filmde Frank Lucas (Denzel Washington), Bumpy Johnson’ın sağ kolu olarak başlıyor. Bumpy o dönem Harlemdeki varoşlarda yaşayan insanlara yardım etmesi ile ünlü bir gangster ve bildiği her şeyi Lucas’a da öğretiyor. Zaten filmde “Tıpkı bir sicilyalı baba gibi Lucas’ı yetiştirmiş.” diyerek bu konuya değiniyorlar. Bumpy öldüğünde Lucas dizginleri eline alıyor ve film tam olarak başlıyor. Uyuşturucu kaçakçılığı yapmak için kullandığı özel yöntem fiyatlarda Lucas’ı rakipsiz kılıyor. Bunun üzerine bir de markalaşma eklenince paraya para demiyor. Ama her şeyin olduğu gibi Lucas’ın da işlerinin sonu geliyor ve yakalanıyor.

Bitişi oldukça klasik ama konunun işlenişi ve yalınlığı izleyiciyi kendine çekmeyi biliyor. Keşke daha önce izlemiş olsaydım diyerek bu filmi tavsiye ediyorum.



2 Comments »

  1. eren Says:

    Danzel Washingtonun Frank Lucas karakterine adeta can verdiği,Frankin soğukkanlı şiddeti ve karizmasıyla tam bir başyapıt sayılabilecek bir film.Bu film bizi efsane olan The Godfather,Goodfalles gibi filmlerin kalitesinde film izleme hissini tekrar yaşattı.Bu filmde emeği geçen herkeze teşekkür ederim..

    comment-bottom
  2. Cem Ertem Says:

    Film gerçek bir hikayeden alınıyor. 60′lı yılların sonu, 70li yılların başı. Harlem, vietnam, taylant, new jersey gibi bir ton şehirde konuya etken. Işık yönetimi süper, oyunculuklar şahane, Müzikler on numara. Çoğu durumda gerçeklikler senaryoya etki eder ama bu öyle değil. Hikaye pek ilerlemiyor. Zaman zaman durgunlaşıyor. Gelmiş geçmiş en büyük uyuşturucu kaçakçısının hikayesi bu kadar enteresan anlatılmalı mı o tartışılması gereken bir konudur. En can alıcı sahnesi richie’nin yani -russell crowe’un- tabutlari açmaya çalışırken boy gösterdiği sahne. Öyle herkesi tatmin edecek bir film değil. Herkesde böyle filmleri bayılarak izlemez. Çoğu sıkılır. Ama gerçek sinema budur diyebileceğim pek az sinema yapımı var. Ha verdiği mesajlardan bir taneside: Ne kadar uyuşturucu mafyası olursan ol, ister adam öldür, ister yarala. Anneye el kalkmaz!

    comment-bottom

RSS feed for comments on this post. TrackBack URL

Leave a comment