Son yazılar:

Maymunlar Cehennemi

Çok vakit geçmiş üzerinden, Tim Burton versiyonundan deil Charlton Heston’lı eski klasikten bahsediyorum. Şov tv’de izlemiştim yanlış hatırlamıyorsam, ilk okula yeni başladığımda, benim için star wars kadar yüce bi mecraydı maymunlar cehennemi serisi… Sonradan keşfettim ki birinciden sonrası kebap olmazmış ama olsun..

Film bi keşif gemisiyle uzayda dolanan 4 kişilik bi ekibin kaptanının seyir defterine yaptığı son kaydı ve purosunu derin derin içine çekişini geniş mercekte göstererekten Charlton Heston’un ne kadar madafaka bi insan olduğunu bi kez daha gözümüze sokuyor.
Dünyadan ayrılalı kendi zamanlarına göre 6 ay olmasına karşın dünyadaki zaman ilk çıktıkları tarihten ortalama 600 yıl sonra olucak kaba bi tahminle… Tanıdıkları, sevdikleri herkes ölmüş nesiller geçmiş, teknoloji ilerlemiş, belki projeleri unutulmuş, belki de uygarlıkları çökmüş olabilir… Bu düşüncelerle uykuya dalan kaptan, uyandığında geminin bilinmeyen bi gezegene düştüğünü ve ekipteki tek dişinin (ki kaptanın bu hatuna abayı yaktığı ilk plandan belli) nalları diktiği, uzayda geçen zaman yüzünden büzüştüğü görülüyor… Her neyse, gemiden kaçarken kaptanın ana paneldeki dünya zamanı ibaresine bakma imkanı oluyor. 3978 yazıyor… Dünyaya varmayı planladıkları tarihten yaklaşık 1300 yıl sonrası…
Bu terkedilmiş gezegende ilkel insan kabilelerine rastlıyorlar ve tam gezegendeki en üstün ırk olduklarını düşünmeye başladıkları sırada insan boyutunda, konuşabilen, silah kullanan, organize yaşayan maymunların insanları avlamaya başlamasına şahit oluyorlar. O keşmekeş esnasında bizimkiler de yakalanıyor ve kaptan boynundan vuruluyor, konuşma yetisini geçici olarak kaybediyor…

İşte film burdan itibaren metaforları resmen gözünüzün içine sokaraktan, ırkçılıktan giriyor, faşizme lanetler yağdırıp akabinde dini kabaca eleştiriyor… Öyle ki bu eleştiriyi oldukça oturaklı ve mantıklı yapabilecek bir ateisti baya baya kızdırabilicek kadar bayağı (baya-bayağı??) yapıyor bunu… Dini göndermeler çok basit, ona karşı sunulan tezler daha da kaba… Filmin bu noktada yoldan sapmaya başladığını düşünüyor insan… Maymunların kendi hiyerarşisi içinde yeniliğe kapalı olmaları, insanlara kendilerini kanıtlamaları için fırsat vermemeleri ve çekimser hatta bazen vahşi davranmaları, maymunların hiyerarşisinde tek bir maymunun hem bilim ve hem de inanç bakanı olarak çalışması, maymunların alt tabakasının insanlara hayvan olarak bakması… Daha çok çeşitlendirilir… Karşılarında en az kendileri kadar zeki ve mantıklı bi insan görmelerine rağmen hala insanların evcilleştirilemeyeceğine inanmalarının ve kaptan taylor’a bu kadar kötü davranmalarının sebebini anlayamıyor insan bi süre… Ama dediğim gibi aslında film herşeyin bir zemine oturup planlandığı belli olan bir senaryoyu takip ediyor. Maymunların sürekli başvurdukları kutsal yazıtların yazım tarihinin çok da tesadüfi bi şekilde başka bi tarihle de çakışması (kendiniz çıkartın ben söylemem) yavaş yavaş olayı kavramanıza ve taşların yerine oturmasına yardım ediyor…
Taylor’un hapisten kaçması ve yasak bölgedeki kazılarda bulunan kalıntılarla sırlar açığa çıkıyor, bakanların bildikleri gerçekler yavaş yavaş bizim yüzümüze vurmaya başlıyor ama öküz Taylor (ya da öküz Charlton Heston diyelim) herşeyi son sahnede anlayabiliyor ancak… Bu bilgiyle filmi baştan izlerseniz eminim benim farkettiğimden çok daha fazla göndermeyle karşılaşılır…

Maymunlar Cehennemi bizden bi nesil öncesinin şaheserlerinden biri belki ama yaşlanmamış çok güzel bir film hala… Tim Burton’ın re-make’inin bu fikri ne kadar sulandırdığını görmek için de iyi bir fırsat olur bu filmi bir daha izlemek..



  1. Film hakkındaki görüşlerini yazmak istersen seni kimse tutmaz.




Additional comments powered by BackType