Son yazılar:

Kaza Kurşunu

Judd Apatow’u bilir misiniz emin değilim… Vakti zamanında Freaks and Geeks diye bir dizi vardı örümcek adamın harry’si james franco, how I met your mother’ın marshall’ı jason segel, seth rogen, busy phillips falan oynardı… Dikkatsiz gözlere sıradan bi gençlik dizisi gibi gelmiştir muhtemelen ama dizi 80′lerin başında Reagan’ın başa geçtiği dönemde, Vietnam’dan hemen sonra demokratlarla cumhuriyetçilerin kesiştiği, John Bonham’ın ölüp Led Zeppelin’in dağıldığı zaman diliminde geçiyordu. Bunun manası nedir? Bizim bildiğimiz anlamıyla mtv gençliğinin, x jenerasyonunun yani kayıp gençliğin doğduğu yıllar tam anlamıyla. Politik kimliklerini kaybedip, idealsiz olarak yetişen, bunun yarattığı kafa karışıklığıyla gözüne kestirdiği herşeye saran gençleri anlatan şahane bir diziydi. Bir sezon sürdü ama aradan on sene geçti hala şahane bi hayran kitlesi vardır.

Judd Apatow işte bu dizinin Seth Rogen’le beraber yaratıcısı ve birkaç bölümün de yönetmeniydi… Bu ikili şükür ki dağılmadılar diziden sonra kendilerine belli bir kredi sağlayıp projelerini hayata geçirmeye başladılar. Ekibi meşhur eden diyebiliceğimiz ilk film de Kaza Kurşunu oldu. Başrollerinde Seth Rogen’in ve Roswell’deki uzaylı abla olarak hatırlanabilicek (başka birsürü yerde de vardı gerçi ama) Katherine Heigl’in oynadığı Kaza Kurşunu, kızlarla konuşmayı bilmeyen ama bunu basmakalıp “loser” tavırları yüzünden değil de gerçekten hamurunda böyle bi yapı olmadığı için yapamayan, arkadaşlarıyla sürekli erkek muhabbeti yapıp, çok seviyesiz küfürlü konuşan ve ilk görüşte herkesin sevimsiz olarak nitelendireceği Ben’in Alison’la tanıştığı geceyi takiben olan olayları anlatıyor. Alison bir haber kanalında çalışan başarılı güzel örnek bir kızken bir gün ekran karşısında sunuculuk teklifi alıyor ve ablasıyla beraber bunu kutlamaya gittikleri gece Ben’le tanışıp şarhoşluğun da etkisiyle beraber oluyorlar. Akabinde Alison büyük bir hata yaptığını düşünüp Ben’i bir daha aramıyor ta ki hamile olduğunu öğrenene kadar.

Film bildiğimiz romantik komedilerden değil kesinlikle. Bunun en büyük kanıtı çiftimizin, özellikle de Ben’in, alıştığımız başrol erkek imajına zerre uymaması. İşe yaramaz, kızlarla ilişkilerde sığ ve her zaman seksi düşünen, sorumsuz, küfürlü konuşan, nerde ne söyleyeceğini bilmeyen bir karakter ama en nihayetinde de çok gerçek bir karakter ki seth rogen şahane bir adam kanımca, zira Freaks and Geeks’te de daha farklı ama yine çok gerçek bir karakter olan Kenneth’i canlandırırdı. Alison’sa örnek güzel ve başarılı kız profili çizmesine rağmen Katherine Heigl sayesinde çok sevilesi bi karakter haline bürünmüş.

Dediğim gibi filmde bi romantik komediden bekleyemeyeceğiniz kadar çok küfür var, çok fazla “maganda” muhabbeti var, yan karakterlerin hayatlarından sinir bozucu bile sayılabilicek anekdotlar (anektodlar?) var ama bu filmin en güzel tarafı hem herşeyiyle gerçeğe çok yakın olması hem de iyimser bi film olması. İzledikten sonra “oyh anam” diye hoş bi tebessüm oluşacaktır ehemmiyetle belirtiyorum…

Ben’in konuştuğu her sahnede ve kendisinden hiç bir zaman doğru düzgün konuşmasının beklenmediği bi çevreden gerçek ve sorumlu gözükmek zorunda kaldığı başka bi hayata adım atarken yaşadığı zorluklar çelişkiler çok şahane…

Alison’ın 4 yaşındaki yeğeninin bebeklerin nerden geldiğine dair teorisini buraya yazmadan da edemiyorum:
“bildiğim kadarıyla leylekler onları gökyüzünden düşürünce aşağıda duran kadının kafasından içeri giriyo, o sırada her taraf kan oluyo, sonra popon düşüyo toprağa saplanıyo, sonra sen toprağı kazmak zorunda kalıyosun, toprağı kazıp poponu bulunca popona sarılmış bi halde de bebek çıkıyo ortaya”.

Kaza Kurşununu yeterince övememiş gibi hissettim kendimi zira bu film cidden çok keyifli ve güzel bi film ki romantik komedilerden artık tiksinmiş bi nesli biraz daha rahata erdirebilicek bi potansiyele sahip… Ki yine bu tayfanın elinin değdiği Superbad(çok fena) da çok çok çok küfürlü ve terbiyesiz ama aynı zamanda çok eğlenceli ve hafiften de hüzünlü bi kanka filmi. Lise yıllarına geri döndürüyor insanı, bi garip oluyor..Yine bu tayfanın elinden çıkma, kaza kurşununa benziyen senaryosuyla hafiften kıllandıran ama çok farklı ve güzel bi film olan(ki imdb puani 8.1 fln) Juno isimli filmi de tavsiye ederim ki bu bahsettiğim iki filmde de başrollerden birini Arrested Development’ta da oynamış olan Michael Cera canlandırıyor…Bu eleman da ilerde şahane bi oyuncu olucak kanaatindeyim…
En nihayetinde Tom Shadyac tayfasının banalliğinden sıkılanları(aman tanrım 2 hayatım boyunca izlediğim en kötü film olabilir) tazeliycek, Amerikan sinemasının hala güzel komedi filmleri ortaya çıkarabiliceği inancına tekrar kavuşturabilicek bu tayfayı gözden kaçırmamalı derim ben…



  1. JaneSue on Monday 7, 2008

    Katılıyorum film kesinlikle romantik-komedi kalıbına biraz büyük gelmiş.O çubuk lafının sürekli tekrarlanıyor olmasıda zoraki hadi gülün der gibi.Sürekli aynı repliklerin yinelenmesi gerçekten güldürmüyor.Yaşanabilicek bir olay filmi olması insanı biraz yakın hissettirip filmden biraz olsun bu yönden sıcaklık bulunabilir.. Güzel kızlar böyle erkeklerde ne bulur derdim bu filmle birazda olsun soruma yanıt buldum;) Şaka bir yana bütününde fena bir film değil.



Additional comments powered by BackType