Film: Moon (2009)
Nov 10
Sıcak çikolatalı veya sahlepli ,ki kesinlikle sıcak şarabı tercih ederim, bitmeyen kış gecelerinde en büyük eğlence kuşkusuz film izlemektir. Kimi geceler arkadaşlarınla birlikte, kimi geceler sevgilinle birlikte kimi geceler de yalnız başına izleyeceğin filmler olacaktır. Bu üç farklı ortamda en önemli nokta patlamış mısırın tuzunun az olup olmadığı değil doğru film seçiminin yapılıp yapılmadığıdır. Örneğin arkadaş ortamındayken Goran Dukic’in Wristcutters: A Love Story filminin izlenmesi sıkıntıyla karşılanacak bir durumdur. Ancak arkadaş ortamındayken Back To The Future’ın izlenmesi yada başka bir komedi, macera,korku filminin izlenmesi daha makuldür.
Sevgili ile izlenmesi gereken filmler ise daha romantik veya daha korku ağırlıklı olabilir. Bu sizin biraz da kişiliğinize bağlı olarak değişir. Mesela “7 Pounds“ ile aradaki bağları sevgiyle güçlendirmek mi istersiniz yoksa “Amityville Horror” ile aradaki bağları güven ile mi güçlendirmek istersiniz. Bu sorunun cevabı size yada sizin o anki seçiminize bağlı olarak değişir.
Şaka bir yana bir de tek başına izlenmesi gereken filmler vardır. Örneğin 2001: A Space Odyssey yada devamı gibi çekilmiş 2010 yada Blade Runner gibi kültleri tek başınıza izlemeniz tıpkı okumaktan sıkılacağınızı düşündüğünüz ama bilgi edinmek için okuduğunuz klasik kitap serilerine benzerler. Ancak bazen gerçekten beğenirsiniz. Yıllar önce izlediğim Birdman of Alcatraz da mesela bu etkiyi yaratmıştır bende. Veya Charlie Chaplin’in Modern Times’ı gerçekten mükemmel bir filmdir. Yazının girişini üç paragraf tutmakla hiç iyi bir iş yapmadığımın farkındayım ancak kendimce film izleme yöntemleri belirtmem belki de haklılık payımı arttıracaktır.
Moon kesinlikle insanın tek başına izlemesi gereken bir film. Biraz 2001: A Space Odyssey gizliliği, biraz 2010 açıklayıcılığı var içinde. Biraz da Blade Runner barındırıyor sinir bozuculuğuyla. İstanbul’da bulunduğumuz hafta sonunda başlayan Film Ekimi’nde bir cumartesi günü prömiyeriydi “Moon“. Bu gezi planlı olmadığı için zaman ve bilet ayıramamış kendime ve izleyememiştim Film Ekimi’nde bu filmi. Tabiki ilk çekici yanı adıydı filmin. 1950′lerden beri kimin dikkatini çekmiyor ki Ay kelimesi? Kim hala haber sitelerinde Ay ile ilgili bir haber çıktığında bakmadan geçemiyor ki? Ancak filmin adı sadece görünen yüzü. Biraz inceleyince Ay’ın karanlık yüzünün daha farklı olduğunu gördüm. (Brain Damage’ı tam da bu sırada dinlemeye başladım)
Filmin yönetmeni efsane rock yıldızı David Bowie’nin oğlu. Senaristi de keza yine Joey Bowie olarak da bilinen Duncan Jones. Bilim kurgu ile dramanın birleştiği filmlerden birisi olan “Moon”, tükenebilir enerji kaynakları yerine Ay’ın karanlık yüzünden çıkartılan ve atık yaratmayan enerjiyi keşfeden bir şirketin Ay üssünde bulunan çalışanını konu alıyor. Kontratlı bir çalışan olan Sam Bell, kontratını doldurup ailesinin yanına dünyaya dönmeyi sabırsızlıkla beklerken ona arkadaşlık yapan ve ihtiyaçlarını karşılayan tek şey de Gerty adındaki bir süper bilgisayar. Sam Rockwell’in canlandırdığı karakter senarist Duncan Jones’un hayal dünyasındaki Ay hayatını anlatmakta. Belirtmem gerekir ki filmde çok ileri derecede Stanley Kubrick esintileri var. Ancak 2001: A Space Odyssey’deki gibi bir uzay tasviri yerine bu Kubrick atmosferi bir senaryo dahilinde kullanılmış durumda. Tek bir insan, bir robot, sessiz geçen ama yine de her an bir yerden bir şey çıkacakmış hissi uyandıran klasik müzik ve Ay’ın başarılı betimlenişi… Yine de yanlış anlaşılmasın Kubrick’ten esinlenmiş olabilir ancak bu filmin kötü olduğu anlamına gelmiyor. İlk uzun metraj filminde oldukça başarılı bir iş çıkarmış durumda Duncan Jones. Film ilk olarak Sundance Film Festivalinde gösterilmiş ve otoritelerin beğenisini kazanmış. Film ile ilgili daha fazla detay vermeye gerek yok ama #katilusak.
Ayrıca Duncan Jones yaptığı açıklamalar ile “Moon”u bir seri haline getirmek istediğini ve bir üçleme yaratmak istediğini belirtmiş. Şimdiden kendinizi ayarlayın. 3 yalnız gece 3 “Moon” gecesi olacak. Zira yazının başında belirttiğim yalnız izlemeniz gereken filmlerden bir tanesi de “Moon”



Yeni Sineblok yazım: Moon http://bit.ly/4g6W7O
This comment was originally posted on Twitter
Yazı benim için çok yararlı oldu deniz thanks. Evde yatmakta olan Moon filmini izleme cesaretini kazanmış oldum. Son dönem film seçiminde çok kötü bir süreç geçiriyorum çünkü.
Ben de aynı şekilde. Bunun sebebi güzel filmlerin çıkmaması ama. Film Ekimi’nden bir sürü film indiriyorum şu anda. En azından onlar güzele benziyor.