Son yazılar:

Görüşme

Steve Buscemi’nin yönetip Sienna Miller’la başrollerini paylaştığı, eski günlerini aratan bir gazeteciyle bir yeniyetme yıldızın görüşmesini konu alan Theo Van Gogh’un yeniden çevrim serisinden bir film… Denilene göre Stanley Tucci ve Bob Balaban’da bu seriye katkıda bulunacaklarmış, Stanley Tucci’nin Blind Date filmi için yapım aşamasında deniliyor…

Steve buscemi’yi her daim çok sevdim, hiç bir zaman da tarafsız olamam bunu belirteyim… Lakin filmin başlangıç sekansı ve karakterlerin tanıtımı ilk anda öyle klişe ve tekdüze geliyor ki “noolucağı başından belli işte” diyen ukela kitlenin (ki bu kitleye ben de dahilim) yüzüne bir şamar gibi iniyor adeta filmin gelişme kısmı… Önceki filmi izleyenlerden olmadığım için eski filmle yeni filmi kıyaslama durumunda değilim ama filmi tek başına ele almak cüretini gösterirsem ilk bir saatiyle “i’m very tired” repliğinin mükerrer defalar kullanılması dışında büyüleyici devam ettiğini söylerim… Katya’yla Pierre arasındaki zıtlık, zamanla bir yandaşa gereksinim duyuyorum gibisinden yön değiştirip, romantizme teğet geçiyor en sonunda da bir baba-kız ilişkisine denk geliyor… Film tam bu noktada bir nebze saçmalamaya başlıyor..

Karakterler tüm o bıdır bıdırları geride bırakıp doğru düzgün konuşmaya başlıyorlar derken bir anda birbirlerinin arkasından saçma sapan oyunlar çevirip filmin “tagline”ındaki gibi her ilişkide bir galip bir mağlup vardır sözünü destekliyorlar… Film de tüm o samimiyetini bilerek ve hınzırca parçalıyor finalinde…

Her şey iyi hoş, film ciddi anlamda çok keyifli hafif hüzünlü, hafif tatlı ama dediğim gibi insan bir nebze sinirli, kandırılmış ayrılıyor… Asabı bozuluyor… Sienna Miller’a gelince ki gelmezsen olmaz, bu kızcağız kendiyle veyahut başlangıç evresiyle makara yapıyor sanki bu filmde ve doğru yolda gibi sanki ne biliim… İyi yani, sevdim ben… Uyuz olurdum eskiden ben buna…



  1. Film hakkındaki görüşlerini yazmak istersen seni kimse tutmaz.




Additional comments powered by BackType