Breathless – À bout de souffle (1960)

Jul 09

Film ile ilgili bir şeyler yazmadan önce ufak bir detay düşmem gerekiyor buraya: Çok uzun zamandır istiyordum Jean-Luc Godard’ın tüm filmlerini izlemeyi. Tıpkı David Lynch’e yaptığım gibi kronolojik sırayla gitmek için ilk film olarak Breathless’ı seçtim. Ve 13 Haziran günü ilk Godard filmini indirdim ve izlemeye koyuldum. Filmi bitirdiğimde internette dolanırken EfsaneSahneler.com’un Tweet’i gözüme ilişti. Tweet’teki linke tıkladığımda Breathless’ın 50. yılının şerefine filmin yeniden gösterime gireceği bilgisini ve hazırlanmış 50. yıl fragmanını gördüm. Filmi izlediğim gün 50. yıl fragmanının yayınlanması çok güzel bir rastlantıdır benim için. 50. yıl özel fragmanını yazının sonunda görebilirsiniz.

İlk paragrafta bahsettiğim gibi film büyük usta Godard’ın ilk uzun metraj filmi. Öncesinde çektiği 3 kısa metraj filminin sonrasında sinema dünyasının en büyüklerinin desteğini alarak uzun metrajını çeken Godard’a ilk filmi için hikayeyi François Truffaut verir. Godard da senaryoya uyarlar. Bunun yanında yine sinema dünyasının en büyük ustalarından Jean-Pierre Melville de filmde rol alarak Godard’a desteğini açıkça belli eder.

Film, kanunsuz bir serserinin amerikalı bir gazeteciye aşık olmasını işler. Dönemin Fransız filmleri gibi ana tema gangster yaşantısıdır. 60′lar Fransa’sında geçen bir hikayedir bu. İçinde aşk, silah, şehvet, yalan, dalavere, cinayet, komplo, ihanet barındıran bir efsanedir Breathless. Kanunsuz yakışıklıların filmin başında itici, filmin sonunda ise çekici geldiği filmlerdendir. Kariyer güzellerinin filmin başında çekici filmin sonunda ise itici geldiği filmlerdendir. Serseri yakışıklımız kariyeri yeni yeni parlamaya başlayan efsane Jean-Paul Belmondo’dan başkası olamazdı tabii. Kariyer güzelimiz de güzeller güzeli Jean Seberg. Belmondo’yu hayatımda ilk defa Victor Hugo’nun ölümsüz eserinden(!) 1995 yılında sinemaya aktarılan “Sefiller” filmindeki Jean Valjean rolünde izlemiştim. Ondan sonra bir çok filmini görmüştüm ancak bunlar olgunluk dönemine ait filmlerinden ibaretti. Bu filmde ise ilk defa gençlik halini gördüm. Jean Seberg’in ise ilk defa bir filmini izledim. Kısa saçlı kızlar her zaman gözümde artı hanesinde olduğu için bu doğal, umursamaz haline vurulmam çok da zor olmadı. Ki bu tamamen rolünü mükemmel oynamasıyla alakalı bir durum.

Yukarıda da dediğim gibi Godard’ın ilk uzun metrajıydı bu film. Aksiyon çekimleri, açıklığı, sadeliği ve rolleri yansıtış biçimi gerçekten çok çok başarılı. Çekimler için kullanılan mekanlar ve o mekanları sunuş tarzı filmi daha da iyi hissetmenizi sağlıyor.  Siyah beyaz filmleri ve fransız filmlerini seviyorsanız bu filmi kesinlikle izlemelisiniz.

50. yıl fragmanı:

Link: Breathless - À bout de souffle 50. Yıl Fragmanı

1 Tweet

2 comments

  1. Siyah-beyaz filmlere karşı olan aşılamaz önyargımı 50. yıla özel fragman ve senin gazlaman sonucu aşarak filmi izlemeye karar verdim. Sonucu göreceğiz…

  2. Haha (: Bu filmle başlaman biraz hata olabilir. Sevmezsin falan şimdi. Çünkü çok garip tepkiler verebiliyorlar bi anda. Oha niye öyle yaptı şimdi falan oluyosun. Sana tavsiyem siyah beyaz filmlere Tzameti ile başla ardından Casablanca’yı izle. Ardından Godard’a giriş yaparsın (:

Leave a Reply

Additional comments powered by BackType