A Serious Man (2009)

Aug 07

Coen Kardeşler’in 2010 Oscarlarında en iyi film ödülü için yarıştıkları yeni yapımlarıydı “A Serious Man”. Ülkemizde ise neredeyse yurtdışı gösteriminden 1 yıl sonra sinemalara girebildi. Açık konuşmak gerekirse çok fazla kişinin seveceğini sanmıyorum filmi. Terminatör ile Rocky ile büyüyen nesilleriz sinemaseverler olarak. Bu filmlerde tabii ki yanlış bir şey yok ancak o türün dışına çıkan yapımları sevmekte zorlanıyoruz çoğu zaman. Coen kardeşler de genel olarak drama, komedi ve bolca yahudi filmi çekiyor. The Big Lebowski ile ilk defa Joel ve Ethan Coen isimleri ile karşılaştım mesela. Ardından O Brother, Where Are Thou? geldi. Sonrasında The Man Who Wasn’t There, No Country For Old Men ve son olarak da Burn After Reading’i izlemiştim. Açık konuşmam gerekirse The Big Lebowski tabii ki müthiş bir filmdir ancak sonrasında çektikleri filmler pek beğenimi kazanmamıştı. Belki Burn After Reading’i ayrı tutmak gerek diğerlerinden. Çünkü kara mizah nedir diyenlere bu filmi göstermek gerekli.

Read More

The Secret in Their Eyes (2009)

Aug 01

Şahsen Juan José Campanella ismiyle tanışmam House M.D. dizisinin yönetmenliğini yapması sebebiyle gerçekleşmişti. O dönemden sonra bu yılki Oscar ödüllerine bir filmiyle katılacağını öğrendim ancak şansının Haneke’nin White Ribbon’ı sebebiyle az olduğunu düşünüyordum. Filmi o zamandan beri izleyecektim, ancak vakit bulabildim. Söylemem gerekir ki En İyi Yabancı Film Oscar’ını kesinlikle hakediyor. Konusu, şaşırtmacaları, yan olayları, çekim kalitesi, oyuncuların performansı vs… her şeyiyle bu film Oscar’ı hakediyor.

Read More

Sunset Boulevard (1950)

Jul 26

Sunset Boulevard’ın galasında, gösterimden sonra ünlü film yapımcısı ve Paramount’un kurucularından Samuel Goldwyn, filmin senaristi ve yönetmeni olan Billy Wilder’a gidip “Seni besleyen sektöre ihanet ettin, alçak köpek” demiştir. Billy Wilder ise karşılık olarak okkalı bir “Fuck you!” ile cevap vermiştir. Peki neden sinema tarihinin en başarılı yapımcılarından birisi, sinema tarihinin en güzel filmlerinden birisinin yönetmenine bu şekilde sert çıkmıştır? Bunun cevabı filmin içerisinde ve aşağıdaki yazıda saklı.

Read More

Maradona by Kusturica

Jul 15

Başlık durumu özetliyor. Uzun uzadıya yazmaya, açıklamaya gerek yok. Emir Kusturica’nın Maradona hakkında çektiği belgesel film. Bu adam neden bu kadar ünlü sorusunun cevabını sadece attığı goller sanıyorsanız bu yanılgıdan sizi kurtaracak yegane belgeseldir. İzleyin, izlettirin. Hele ki “Mesih tekrar Napoli’de” pankartları eşliğindeki karşılama sahnesi inanılmaz. Fragman vs. çok da önemli değil. Ancak size bu adamın neden kilisesi olduğunu gösterecek bir video var aşağıda. İzlemelisiniz:

Read More

Alphaville (1965)

Jul 13

Jean-Luc Godard’ın über bilim kurgu dramasıdır. Tam adı “Alphaville, une étrange aventure de Lemmy Caution” yani Alfakent, Lemmy Caution’un ilginç macerasıdır. Godard’ın bu senaryoyu yazmasına esin kaynağı olan ise 1926 yılında yayınlanmış bir Paul Eluard şiiridir. Sürrealist bir şair olan Eluard’ın bu şiirinin adı “capitale de la douleur” yani “Acının Başkenti”dir. İşte Godard da 1984 üzerine inşa ettiği filmi Acının Başkenti olarak adlandırır. Alfakenti acının, griliğin, tek düzeliğin, düzenin, despotizmin, duygusuzluğun, vicdansızlığın başkentidir.

Read More

Breathless – À bout de souffle (1960)

Jul 09

Film ile ilgili bir şeyler yazmadan önce ufak bir detay düşmem gerekiyor buraya: Çok uzun zamandır istiyordum Jean-Luc Godard’ın tüm filmlerini izlemeyi. Tıpkı David Lynch’e yaptığım gibi kronolojik sırayla gitmek için ilk film olarak Breathless’ı seçtim. Ve 13 Haziran günü ilk Godard filmini indirdim ve izlemeye koyuldum. Filmi bitirdiğimde internette dolanırken EfsaneSahneler.com’un Tweet’i gözüme ilişti. Tweet’teki linke tıkladığımda Breathless’ın 50. yılının şerefine filmin yeniden gösterime gireceği bilgisini ve hazırlanmış 50. yıl fragmanını gördüm. Filmi izlediğim gün 50. yıl fragmanının yayınlanması çok güzel bir rastlantıdır benim için. 50. yıl özel fragmanını yazının sonunda görebilirsiniz.

Read More

Once (2006)

Jul 01

Hollywood’u, Bollywood’u unutun. Amerikan sinemasının vurdusunu, kırdısını unutun. Ya da yalanlarla dolu aşk hikayelerini, aldatmaları… Tüm bunlar hayatı daha karmaşık hale getiren şeyler sadece. Basit olanı nasıl unutabiliyoruz bazen anlamakta güçlük çekiyorum. Hayatın sadece gerçeklerden, olasılıklardan, şanslardan ibaret olduğunu farkettiğimiz an daha huzur dolu olacağız. Sahi, olasılıklardan bahsetmişken “Doğru insanı kaç kere bulabilirsin?” İşte bu sorunun cevabı bu film. Aslında olasılıklar üzerine yürüyen, ama aynı zamanda gelecek beklentilerini sıfıra indirmiş iki insanın müzik dolu hikayesi bu.

Read More

The Blind Side (2009)

Mar 07

NFL oyuncusu Michael Oher’ın hayatının anlatıldığı başarılı bir film olan The Blind Side, amerikada yaşayan yoksul kesimin ne kadar büyük zorluklar ve belalarla boğuştuğunu bir bakıma gözler önüne seriyor. Michael Lewis’in The Blind Side: Evolution of the Game isimli kitabından uyarlanan filmin yönetmenliğini The Rookie filminin de yönetmenliğini yapmış olan John Lee Hancock üstleniyor.

Read More

The Hurt Locker (2009)

Mar 06

Bu tür modern savaş filmleri arasında en beğendiğim film kuşkusuz Black Hawk Down’dır. Filmin işlenişi, gerçek bir hikayeden yola çıkışı, başarılı oyunculuklar ve çarpıcı gerçeklikler ile film oldukça başarılıdır gözümde. Bu tarzda bir diğer film de Jarhead’dir. Sam Mendes’in yönetmen koltuğunda olduğu bir filmdi o ve savaş gerçekleri ile yakından ilgili bir filmdi.

Read More

Up (2009)

Mar 02

2009 Nisan’ında şu haberde Cannes Film Festivali açılışının bu animasyon film ile yapılacağını belirtmiştik. Bu haberden sonra Türkiye’de de gösterime giren ve tüm dünya izleyicisi gibi Türk sinema izleyicisini de kendisine hayran bırakan Up “Yukarı Bak” filmi, Pixar’dan kötü iş çıkmayacağını bize kanıtlamaya devam ediyor.

Read More