<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sineblok &#187; Film Görüşleri</title>
	<atom:link href="http://www.sineblok.com/kategori/film_gorusleri/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sineblok.com</link>
	<description>Çok izleyen bilir</description>
	<lastBuildDate>Fri, 31 Dec 2010 15:35:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>A Serious Man (2009)</title>
		<link>http://www.sineblok.com/film/627/a-serious-man-2009.html</link>
		<comments>http://www.sineblok.com/film/627/a-serious-man-2009.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Aug 2010 08:00:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz Gür</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Görüşleri]]></category>
		<category><![CDATA[coen kardeşler]]></category>
		<category><![CDATA[drama]]></category>
		<category><![CDATA[ethal coen]]></category>
		<category><![CDATA[joel coen]]></category>
		<category><![CDATA[kara mizah]]></category>
		<category><![CDATA[komedi]]></category>
		<category><![CDATA[michael stuhlbarg]]></category>
		<category><![CDATA[orta batı]]></category>
		<category><![CDATA[oscar 2010]]></category>
		<category><![CDATA[simon helberg]]></category>
		<category><![CDATA[yahudi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sineblok.com/?p=627</guid>
		<description><![CDATA[Coen Kardeşler&#8217;in 2010 Oscarlarında en iyi film ödülü için yarıştıkları yeni yapımlarıydı &#8220;A Serious Man&#8221;. Ülkemizde ise neredeyse yurtdışı gösteriminden 1 yıl sonra sinemalara girebildi. Açık konuşmak gerekirse çok fazla kişinin seveceğini sanmıyorum filmi. Terminatör ile Rocky ile büyüyen nesilleriz sinemaseverler olarak. Bu filmlerde tabii ki yanlış bir şey yok ancak o türün dışına çıkan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p>Coen Kardeşler&#8217;in 2010 Oscarlarında en iyi film ödülü için yarıştıkları yeni yapımlarıydı &#8220;A Serious Man&#8221;. Ülkemizde ise neredeyse yurtdışı gösteriminden 1 yıl sonra sinemalara girebildi. Açık konuşmak gerekirse çok fazla kişinin seveceğini sanmıyorum filmi. Terminatör ile Rocky ile büyüyen nesilleriz sinemaseverler olarak. Bu filmlerde tabii ki yanlış bir şey yok ancak o türün dışına çıkan yapımları sevmekte zorlanıyoruz çoğu zaman. Coen kardeşler de genel olarak drama, komedi ve bolca yahudi filmi çekiyor. The Big Lebowski ile ilk defa Joel ve Ethan Coen isimleri ile karşılaştım mesela. Ardından O Brother, Where Are Thou? geldi. Sonrasında The Man Who Wasn&#8217;t There, No Country For Old Men ve son olarak da Burn After Reading&#8217;i izlemiştim. Açık konuşmam gerekirse The Big Lebowski tabii ki müthiş bir filmdir ancak sonrasında çektikleri filmler pek beğenimi kazanmamıştı. Belki Burn After Reading&#8217;i ayrı tutmak gerek diğerlerinden. Çünkü kara mizah nedir diyenlere bu filmi göstermek gerekli.<span id="more-627"></span></p>
<p>A Serious Man ise kara mizah dolu bir drama. Orta batıda yaşayan yahudi bir fizik profesörünün hayatını, hayatının nasıl alt üst olduğunu, başından geçen olayları anlatıyor film. Ailesi, iş hayatı, aşk hayatı, yahudi toplumu ve yahudi olmayan insanlar ile ilişkileri yansıyor ekrana. Çoğu zaman sinir bozucu sakinlikte kalıyor Michael Stuhbarg&#8217;ın canlandırdığı Larry Gopnik karakteri. Ve yaşadığı olaylara karşın verdiği tepkiler konusunda sizi bolca sinir ediyor. Ciddi davranmaya çalışıyor ancak bundan çok şaşkın kalıyor ekranda. E zaten film Coen kardeşlerin olunca, ironi de bir ucundan dahil oluyor olaya. Kaldı ki bu filmde ucundan değil direkt bodoslama şekilde ironiler geçiyor hikayenin içerisinde. Durağan konusu, bol yahudi terimleri, arada gerçekleşen komik olayları ve yaşamın insanı nasıl şaşırtacağına dair bir film A Serious Man. Bu açıdan tipik bir Coen filmi olduğunu tekrar söylemek herhangi bir şey kaybettirmez. Dediğim gibi çoğu kişi sevmeyecektir, kimisi aşırı küfür edecektir filmi izledikten sonra hatta belki bir kısmı daha film bitmeden terkedecektir salonu ama kara mizah seven, durgun filmlere katlanabilen kişiler bu film ile ilgili olumsuz görüş bildirmeyeceklerdir. Ben mi ne düşünüyorum? Örnekle açıklamak daha doğru olur: İzlediyseniz eğer, Burn After Reading&#8217;de tam sıkılmaya başlayacağınız sahnede bir anda inanılmaz bir şaşkınlık yaşayarak filmi sevmeye başlıyorsunuz ya hani. İşte o sahnelerden burada da var ve gerçekten en beklenmedik anlarda ortaya çıkartıp film hakkındaki görüşlerinizi değiştirebiliyorlar. Eğer o sahnelere dikkat ederseniz tabii.</p>
<p>Belki bilmek istersiniz diye ufak bir bilgi daha: The Big Bang Theory&#8217;nin Howard Wolowitz&#8217;i Simon Helberg de filmde ufak bir rolde karşımıza çıkıyor.</p>
<p>Film 7 Ağustos&#8217;ta gösterime girdi. Fragmanı aşağıda:</p>
<p><script type="text/javascript" src="http://tr.sevenload.com/pl/mn7zK1P/500x314"></script>
<p>Link: <a href="http://tr.sevenload.com/videolar/mn7zK1P-A-Serious-Man-Fragman"><img src="http://static.sevenload.net/img/sevenload.png" width="66" height="10" alt="A Serious Man Fragmanı" /></a></p>
<div class="shr-publisher-627"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sineblok.com/film/627/a-serious-man-2009.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/08/aseriousman-150x150.jpg' length='6407' type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/08/aseriousman-150x150.jpg' height='223' width='175'/>	</item>
		<item>
		<title>The Secret in Their Eyes (2009)</title>
		<link>http://www.sineblok.com/film/624/the-secret-in-their-eyes-2009.html</link>
		<comments>http://www.sineblok.com/film/624/the-secret-in-their-eyes-2009.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Aug 2010 02:39:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz Gür</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Görüşleri]]></category>
		<category><![CDATA[adliye]]></category>
		<category><![CDATA[arjantin]]></category>
		<category><![CDATA[cinayet]]></category>
		<category><![CDATA[drama]]></category>
		<category><![CDATA[eduardo sacheri]]></category>
		<category><![CDATA[juan jose campanella]]></category>
		<category><![CDATA[oscar 2010]]></category>
		<category><![CDATA[oscar ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[polisiye]]></category>
		<category><![CDATA[ricardo darin]]></category>
		<category><![CDATA[romandan uyarlama]]></category>
		<category><![CDATA[soledad villamil]]></category>
		<category><![CDATA[suç]]></category>
		<category><![CDATA[tecavüz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sineblok.com/?p=624</guid>
		<description><![CDATA[Şahsen Juan José Campanella ismiyle tanışmam House M.D. dizisinin yönetmenliğini yapması sebebiyle gerçekleşmişti. O dönemden sonra bu yılki Oscar ödüllerine bir filmiyle katılacağını öğrendim ancak şansının Haneke&#8217;nin White Ribbon&#8217;ı sebebiyle az olduğunu düşünüyordum. Filmi o zamandan beri izleyecektim, ancak vakit bulabildim. Söylemem gerekir ki En İyi Yabancı Film Oscar&#8217;ını kesinlikle hakediyor. Konusu, şaşırtmacaları, yan olayları, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p>Şahsen Juan José Campanella ismiyle tanışmam House M.D. dizisinin yönetmenliğini yapması sebebiyle gerçekleşmişti. O dönemden sonra bu yılki Oscar ödüllerine bir filmiyle katılacağını öğrendim ancak şansının Haneke&#8217;nin White Ribbon&#8217;ı sebebiyle az olduğunu düşünüyordum. Filmi o zamandan beri izleyecektim, ancak vakit bulabildim. Söylemem gerekir ki En İyi Yabancı Film Oscar&#8217;ını kesinlikle hakediyor. Konusu, şaşırtmacaları, yan olayları, çekim kalitesi, oyuncuların performansı vs&#8230; her şeyiyle bu film Oscar&#8217;ı hakediyor.<span id="more-624"></span></p>
<p>Arjantin sinemasına ya da latin amerika sinemasını çok bildiğimi söyleyemem. Hatta hiç bilmiyorum bile diyebilirim açıkça. Ancak bu aralar takip etmeye başladığım bir çok başarılı yönetmen ve başarılı yapımlar ile dikkatimi çekmekte. Juan José Campanella bu yönetmenlerden birisidir artık. Açık olarak bu onun başyapıtıdır ve zaten hakettiği yeri de sinema tarihinde almıştır. Sadece Oscar değil tabii kastettiğim, akademi ödülünün yanı sıra tam 8 farklı festivalde 34 ödül almış bir film.</p>
<p>Başrollerde Arjantin&#8217;in başarılı oyuncularından Soledad Villamil ve J.J. Campanella&#8217;nın gediklisi (6 filminin 4&#8242;ünde başrol oynamıştır.) Ricardo Darin var. Hem Soledad hem de Ricardo delici mavi gözlere ve üstün yeteneklere sahipler. Özellikle Ricardo Darin ülkemizde daha önce de gösterilen Nueve Reinas ve El hijo de la Novia filmleri ile de tanınabilir.</p>
<p>Film, adliyede çalışan Benjamin Esposito&#8217;nun (Ricardo Darin) dahil olduğu bir davayı çözmek için uğraşırken bu davanın onun tutkusu olmasını ve hayatını, hayatının aşkını bu uğurda yitirmek üzere olduğunu anlatıyor. Dahil olduğu bu dava genç ve güzel bir öğretmenin tecavüz ve cinayetinin davasıdır. Herkes zanlıyı dışarıda ararken, Esposito onu gözlerde bulmuştur. Çünkü o biliyordur ki, gözlerin sırları her şeyi ele verir.</p>
<p>Film, Eduardo Sacheri&#8217;nin &#8220;La pregunta de sus ojos/Gözlerindeki Soru&#8221; isimli romanından sinemaya uyarlandı. Uyarlaması ise yine kitabın yazarı Eduardo Sacheri ve yönetmen J.J. Campanella tarafından gerçekleştirildi. İkili 2012 yılında bir başka proje ile daha karşımıza çıkmaya hazırlanıyorlar.</p>
<p>Filmlerin genellikle fragmanını eklerim ancak bu sefer çok sevdiğim bir sahnesini eklemeyi uygun görüyorum. Merak etmeyin herhangi bir &#8220;spoiler&#8221; yok. Zira filmin açılış sahnesi. Çekimleri çok hoşuma gittiği için onu ekliyorum:</p>
<p><script type="text/javascript" src="http://tr.sevenload.com/pl/f51mzHX/500x314"></script>
<p>Link: <a href="http://tr.sevenload.com/videolar/f51mzHX-The-Secret-In-Their-Eyes-Fragman"><img src="http://static.sevenload.net/img/sevenload.png" width="66" height="10" alt="The Secret In Their Eyes Fragmanı" /></a></p>
<div class="shr-publisher-624"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sineblok.com/film/624/the-secret-in-their-eyes-2009.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/08/el_secreto_de_sus_ojos-150x150.jpg' length='8803' type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/08/el_secreto_de_sus_ojos-150x150.jpg' height='223' width='175'/>	</item>
		<item>
		<title>Sunset Boulevard (1950)</title>
		<link>http://www.sineblok.com/film/616/sunset-boulevard-1950.html</link>
		<comments>http://www.sineblok.com/film/616/sunset-boulevard-1950.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Jul 2010 03:59:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz Gür</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Görüşleri]]></category>
		<category><![CDATA[billy wilder]]></category>
		<category><![CDATA[drama]]></category>
		<category><![CDATA[film-noir]]></category>
		<category><![CDATA[gloria swanson]]></category>
		<category><![CDATA[hollywood]]></category>
		<category><![CDATA[siyah beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[william holden]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sineblok.com/?p=616</guid>
		<description><![CDATA[Sunset Boulevard&#8217;ın galasında, gösterimden sonra ünlü film yapımcısı ve Paramount&#8217;un kurucularından Samuel Goldwyn, filmin senaristi ve yönetmeni olan Billy Wilder&#8217;a gidip &#8220;Seni besleyen sektöre ihanet ettin, alçak köpek&#8221; demiştir. Billy Wilder ise karşılık olarak okkalı bir &#8220;Fuck you!&#8221; ile cevap vermiştir. Peki neden sinema tarihinin en başarılı yapımcılarından birisi, sinema tarihinin en güzel filmlerinden birisinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p>Sunset Boulevard&#8217;ın galasında, gösterimden sonra ünlü film yapımcısı ve Paramount&#8217;un kurucularından Samuel Goldwyn, filmin senaristi ve yönetmeni olan Billy Wilder&#8217;a gidip &#8220;Seni besleyen sektöre ihanet ettin, alçak köpek&#8221; demiştir. Billy Wilder ise karşılık olarak okkalı bir &#8220;Fuck you!&#8221; ile cevap vermiştir. Peki neden sinema tarihinin en başarılı yapımcılarından birisi, sinema tarihinin en güzel filmlerinden birisinin yönetmenine bu şekilde sert çıkmıştır? Bunun cevabı filmin içerisinde ve aşağıdaki yazıda saklı.<span id="more-616"></span></p>
<p>1940&#8242;lı yıllarda ortaya çıkan ve bir önceki jenerasyon filmlerinin karanlık yapısını alıp daha kaotik, görsel ve aşırı öğelerle süsleyen bir sinema akımının en önemli örneklerinden birisi Sunset Blvd. Film-noir denilen bu sinema akımının diğer türlerden farklılıkları ,bu akımdan bir çok filmi izleyenler sinema tarihinin en başarılı yapımlarının bunlar olduklarını sürekli dile getirirler, oldukça bellidir. Örneğin mutlu son yoktur bu filmlerde veya sonlar genelde sürpriz öğeleri taşırlar. Ancak Film-noir&#8217;in daha önemli özellikleri ise ruh hali bozuk insanlar, beş parasız delikanlıların suça yönelmeleri, onları yönlendiren femme fatale&#8217;ler,  aşırı dekorasyona sahip ortamlar ve en önemlisi de toz pembe hayatın yerini almış acı ve çarpıcı gerçeklerin izleyicinin gözüne sokulması. Toz pembe hayaller, mutlu aile tabloları, yalan amerikan rüyası yoktur Film-noir&#8217;de. Hayatın içindeki sapkınlıkları, kötü alışkanlıkların ne boyutta olduğunu tüm çıplaklığı ile gösterir bu tür. Hal böyle olunca da Sunset Blvd. Film-noir&#8217;in en önemli yapımlarından birisi haline geliyor yukarıdaki öğeler sebebiyle.</p>
<p><a href="http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/07/Sunset-Boulevard_01.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-618" title="Sunset Boulevard_01" src="http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/07/Sunset-Boulevard_01-300x294.jpg" alt="" width="300" height="294" /></a></p>
<p>Samuel Goldwyn&#8217;in neden böyle bir ithamda bulunduğunu daha kolay açıklamak için yukarıdaki paragrafı ve film-noir&#8217;in ne demek olduğunu kaba taslak açıklamak gerekliydi. Şimdi filme geri dönelim. Sunset Blvd. bilenler için Los Angeles&#8217;taki bir caddenin adı. Hatta tarihin en ünlü caddelerinden birisidir kendisi ve genel olarak Los Angeles&#8217;ın sinema emekçilerinin görüldüğü bir yerdir. Filmin adının sinemacılar ile bu kadar özdeşleşmiş bir şehirde ve yerde geçmesinin güzel bir dokundurma olduğu da apaçık ortadadır. Hollywood&#8217;u anlatır film. Hollywood&#8217;un geçmişini, geleceğini bir çırpıda özetler ve ardından ne kadar çarpık bir sistemi ve ne kadar çıkarcı olduğunu tasvir eder. Geçmiş dönem yıldızlarının artık ne kadar unutulmuş olduklarını, film şirketlerinin yeteneğe değil şekilciliğe önem verdiklerine dokundurur. Hollywood&#8217;da iş bulmanın ne kadar zor olduğunu ve başarı basamaklarını çıkanların o şehre ilk geldikleri halden bu yana ne kadar değiştiklerini açık bir şekilde gösterir. Açıkça Hollywood ile alay eden bir Hollywood filmidir Sunset Blvd.</p>
<p>Sinema tarihinin en başarılı aktrislerinden birisinin emekli olduktan 20 yıl sonra bile kendisini nasıl dev aynasında gördüğünü, onun saplantılarının ve saçmalıklarının ne kadar çok kişiye zarar verebileceğini görürsünüz Sunset Blvd.&#8217;da. Yada umutsuz bir yazarın şans eseri nasıl bir duruma düştüğünü ve bu durumdan çıkmak ve çıkmamak adına nasıl bir ikilemde kaldığını görürsünüz. Bol bol sigara ve alkol tüketilir filmde, aşk hikayeleri öyle &#8220;mıymıy&#8221; şeklinde değildir. Çünkü gerçekçidir, çünkü orası Hollywood&#8217;dur. Her şey para, sapkınlık, çıkar ilişkisidir. Hayatın ta kendisini, Hollywood&#8217;un ta kendisini anlattığı için güzeldir Sunset Blvd. Ve işte tam da bu yüzden yani Hollywood&#8217;un çıkarcılığını, sapkınlığını, burnu yukarıdalığını, yoksulluğunu izleyiciye aktardığı Samuel Goldwyn, Billy Wilder&#8217;a &#8220;Alçak köpek&#8221; demiştir.</p>
<p><a href="http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/07/sunset-boulevardPDVD_014-.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-619" title="sunset boulevardPDVD_014" src="http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/07/sunset-boulevardPDVD_014--300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p>Sunset Blvd&#8217;ın çekimleri tam da Film-noir&#8217;liktir. Çekimlerin ön planlarında aydınlatmalar vardır, asıl sahne aydınlıktır ancak arka planda herhangi bir ışık yoktur. Bu derinliği arttıran bir çekim tekniği olsa da bu tekniğin çıkışı tamamen ekonomik sebeplerden kaynaklıdır. Zira savaş sonrası bir ekonomide sinemacılar da tasarruflu davranmak durumundaydı. Ancak yine de bu tür çekimler rastlantısal olsa bile film-noir&#8217;in temel çekim prensibini oluşturmuştur. Kara film olarak Türkçe&#8217;ye çevrilebilecek film-noir&#8217;de karanlık sahneler olması kimseyi şaşırtmaz zaten. Türün bu temel özelliği de Sunset Blvd&#8217;da bolca mevcut. Genelde karanlık sahneler ve gece çekimlerinin sadece ön plan hariç zifiri karanlık içinde gerçekleştirilmesi filmin gerçekçiliğini ve karanlıklığını birebir tanımlıyor.</p>
<p>Türün diğer filmlerinden birkaç örnek vermek gerekir ki Sunset Blvd. hakkında ufak bir fikir sahibi olabilesiniz. Bu örnekler yakın dönem film-noir örneklerinden. Tabii ki türün klasik dönemi daha az kan, daha az şiddet, daha az erotizm barındırıyor ve genelde insanın yalnızlığından çok çevresine karşı güvensizliğine vurgu yapıyor ancak yine de tür temel anlamda aynı. İşte türü üzerinde biraz düşünürseniz tanıyabileceğiniz yakın tarihten birkaç film:</p>
<p>Blade Runner</p>
<p>Reservoir Dogs</p>
<p>Usual Suspects</p>
<p>Lost Highway</p>
<p>Taxi Driver</p>
<p>Fight Club</p>
<p>Mulholland Drive</p>
<p>The Man Who Wasn&#8217;t There</p>
<p>Eğer bu filmlerden birkaçını izlediyseniz film-noir türüne sokulmak istenmemelerine rağmen, tür hakkında temel bir bilgi edinebilirsiniz. Ancak dediğim gibi klasik dönem bu filmlerden biraz daha farklı.</p>
<p><a href="http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/07/sunset.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-620" title="sunset" src="http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/07/sunset-300x235.jpg" alt="" width="300" height="235" /></a></p>
<p>Sunset Blvd; başrollerini William Holden ve Gloria Swanson&#8217;ın paylaştığı, genel hikayenin William Holden&#8217;ın canlandırdığı Joe Gillis&#8217;in gözünden anlatıldığı ancak hikaye gidişatını Gloria Swanson&#8217;ın canlandırdığı Norma Desmond&#8217;ın yönlendirdiği, Film-noir türünün en başarılı örneklerinden birisi olan ve ekibine 8 dalda Oskar adaylığı kazandırıp 3 Oskar ile ödül getirdiği oldukça başarılı bir filmdir. 100 yılın en başarılı filmlerinden birisi olarak gösterilmektedir.</p>
<p>Fragmanı:</p>
<p><script type="text/javascript" src="http://tr.sevenload.com/pl/VhpGl5m/500x408"></script>
<p>Link: <a href="http://tr.sevenload.com/videolar/VhpGl5m-Sunset-Boulevard-Fragman"><img src="http://static.sevenload.net/img/sevenload.png" width="66" height="10" alt="Sunset Boulevard Fragmanı" /></a></p>
<p><!-- INCLUDE javascript_bottom --></p>
<div class="shr-publisher-616"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sineblok.com/film/616/sunset-boulevard-1950.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/07/sunsetbulvari-150x150.jpg' length='8906' type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/07/sunsetbulvari-150x150.jpg' height='223' width='175'/>	</item>
		<item>
		<title>Maradona by Kusturica</title>
		<link>http://www.sineblok.com/film/591/maradona-by-kusturica.html</link>
		<comments>http://www.sineblok.com/film/591/maradona-by-kusturica.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Jul 2010 23:53:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz Gür</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Görüşleri]]></category>
		<category><![CDATA[belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[emir kusturica]]></category>
		<category><![CDATA[maradona]]></category>
		<category><![CDATA[tanrının eli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sineblok.com/?p=591</guid>
		<description><![CDATA[Başlık durumu özetliyor. Uzun uzadıya yazmaya, açıklamaya gerek yok. Emir Kusturica&#8217;nın Maradona hakkında çektiği belgesel film. Bu adam neden bu kadar ünlü sorusunun cevabını sadece attığı goller sanıyorsanız bu yanılgıdan sizi kurtaracak yegane belgeseldir. İzleyin, izlettirin. Hele ki &#8220;Mesih tekrar Napoli&#8217;de&#8221; pankartları eşliğindeki karşılama sahnesi inanılmaz. Fragman vs. çok da önemli değil. Ancak size bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p>Başlık durumu özetliyor. Uzun uzadıya yazmaya, açıklamaya gerek yok. Emir Kusturica&#8217;nın Maradona hakkında çektiği belgesel film. Bu adam neden bu kadar ünlü sorusunun cevabını sadece attığı goller sanıyorsanız bu yanılgıdan sizi kurtaracak yegane belgeseldir. İzleyin, izlettirin. Hele ki &#8220;Mesih tekrar Napoli&#8217;de&#8221; pankartları eşliğindeki karşılama sahnesi inanılmaz. Fragman vs. çok da önemli değil. Ancak size bu adamın neden kilisesi olduğunu gösterecek bir video var aşağıda. İzlemelisiniz:<span id="more-591"></span></p>
<p><script type="text/javascript" src="http://tr.sevenload.com/pl/zPqfGHo/500x408"></script>
<p>Link: <a href="http://tr.sevenload.com/videolar/zPqfGHo-Diego-Armando-Maradona-La-Mano-de-Dios-Tanrnn"><img src="http://static.sevenload.net/img/sevenload.png" width="66" height="10" alt="Diego Armando Maradona - La Mano de Dios/Tanrının " /></a></p>
<div class="shr-publisher-591"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sineblok.com/film/591/maradona-by-kusturica.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/07/Maradona-par-Kusturica-150x150.jpg' length='13497' type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/07/Maradona-par-Kusturica-150x150.jpg' height='223' width='175'/>	</item>
		<item>
		<title>Alphaville (1965)</title>
		<link>http://www.sineblok.com/film/577/alphaville-1965.html</link>
		<comments>http://www.sineblok.com/film/577/alphaville-1965.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Jul 2010 01:45:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz Gür</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Görüşleri]]></category>
		<category><![CDATA[anna karina]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim Kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[eddie constantine]]></category>
		<category><![CDATA[Fransız]]></category>
		<category><![CDATA[jean-luc godard]]></category>
		<category><![CDATA[paul eluard]]></category>
		<category><![CDATA[siyah beyaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sineblok.com/?p=577</guid>
		<description><![CDATA[Jean-Luc Godard&#8217;ın über bilim kurgu dramasıdır. Tam adı &#8220;Alphaville, une étrange aventure de Lemmy Caution&#8221; yani Alfakent, Lemmy Caution&#8217;un ilginç macerasıdır. Godard&#8217;ın bu senaryoyu yazmasına esin kaynağı olan ise 1926 yılında yayınlanmış bir Paul Eluard şiiridir. Sürrealist bir şair olan Eluard&#8217;ın bu şiirinin adı &#8220;capitale de la douleur&#8221; yani &#8220;Acının Başkenti&#8221;dir. İşte Godard da 1984 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p><a href="http://www.imdb.com/name/nm0000419/" target="_blank">Jean-Luc Godard&#8217;ın</a> über bilim kurgu dramasıdır. Tam adı &#8220;<a href="http://www.imdb.com/title/tt0058898/" target="_blank">Alphaville, une étrange aventure de Lemmy Caution</a>&#8221; yani Alfakent, Lemmy Caution&#8217;un ilginç macerasıdır. Godard&#8217;ın bu senaryoyu yazmasına esin kaynağı olan ise 1926 yılında yayınlanmış bir <a href="http://www.imdb.com/name/nm0959908/" target="_blank">Paul Eluard</a> şiiridir. Sürrealist bir şair olan Eluard&#8217;ın bu şiirinin adı &#8220;capitale de la douleur&#8221; yani &#8220;Acının Başkenti&#8221;dir. İşte Godard da 1984 üzerine inşa ettiği filmi Acının Başkenti olarak adlandırır. Alfakenti acının, griliğin, tek düzeliğin, düzenin, despotizmin, duygusuzluğun, vicdansızlığın başkentidir.<span id="more-577"></span></p>
<p><a href="http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/07/eddieconstantine.png"><img class="aligncenter size-medium wp-image-578" title="eddieconstantine" src="http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/07/eddieconstantine-300x223.png" alt="" width="300" height="223" /></a></p>
<p>Fütüristik bir şehirdir ve yapay zeka tarafından yönetilmektedir. Bu yapay zeka insanlar için neyin iyi neyin kötü olduğuna karar vermekte ve insanları mantıksal doğruya yönlendirmektedir. Alfa 60 isimli bilgisayara uyanlar normaldir diğerleri ise ya gizlenir ve intihar ederler ya da infaz edilirler. Ana karakter Lemmy Caution/Ivan Johnson(<a href="http://www.imdb.com/name/nm0176061/" target="_blank">Eddie Constantine</a>) şöyle der Alfa 60 ile konuşurken: &#8220;i refuse to become what you call normal&#8221; yani &#8220;senin normal olarak adlandırdığın şeyi olmayı reddediyorum&#8221; demiştir. Bu sayede teknolojiye boyun eğmeyeceğini de kısaca açıklamıştır. Bir makinenin doğrusunu kabul etmemiş, insanlığın en önemli hakkını kullanmıştır: Özgür irade. Hikayenin bir diğer başrolü Natasha von Braun(<a href="http://www.imdb.com/name/nm0439344/" target="_blank">Anna Karina</a>) ise Alfakent&#8217;te yetişmiş bir güzeldir. Gözleri bağlanmış ama öğrenmeye aç bir çocuk gibidir. İlk başlarda sorgulamasa da sonrasında Lemmy Caution&#8217;ın kafasına ve kalbine girmesi sebebiyle sorgulamayı ve &#8220;Neden&#8221; demeyi öğrenmeye başlamıştır. Daha önce &#8220;Neden&#8221; dememesinin sebebi basittir: Alfakent&#8217;te &#8220;neden&#8221; değil &#8220;çünkü&#8221; kullanılır.</p>
<p><a href="http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/07/annakarina.png"><img class="aligncenter size-medium wp-image-579" title="annakarina" src="http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/07/annakarina-300x223.png" alt="" width="300" height="223" /></a></p>
<p>Sahte bir huzura ev sahipliği yapmaktadır Alfakent ve hep bir şeyler eksiktir. Bu şehir de duyguya yer yoktur. Bu kadar çok teknoloji varken insanların sanata, düşünüşe, duyguya zaman bırakmamaları ve doğruculuğun tek kıstas kabul edilmesine imkan verdiği şehirde yaşayan zombiler olarak sınıflandırılmaları çok da zor değildir. Bu film tıpkı bir Matrix veya bambaşka bir ütopya. Teknolojinin her şeyin çözümü olduğunu düşünen insanların, kendilerini teknolojinin kollarına bırakıp yarınlarını düşünmemelerini, geçmişlerini unutmalarını sağlamalarıdır Alfakent.</p>
<p>Alfa 60 isimli makineye göre kimse dün yaşamadı ve kimse yarın yaşamayacak. Asıl olan bugündür. Bu da kısaca zamanın algısının algıladığımız güne ait olduğunu ve tek önemli olanın bulunduğumuz gün olduğunu ve bulunduğumuz günün sürmesi için duygulara yer olmadığını tanımlar. Tıpkı şu anda içinde yaşadığımız dünya gibi. Alfakent sakinlerinden farkımız nedir şu anda? Çok da bir farkımız yoktur aslında. Teknoloji mağduriyetimizi vurgular Godard bu yapımında. Ütopyayı imgeler ile aktarır sinemaya. İşte bu yüzden büyük adamdır zaten Godard. Kimsenin aktaramayacağını dener. Hollywood&#8217;a inat reyting peşinde koşmadan karmaşık hikayeler çıkartır ortaya. Fransız sinemasının tanımıdır bu zaten. Nouvelle Vague&#8217;un reyting yerine sanatın peşinden koşmasını nasıl tanımlarsınız dese birisi sanırım bu filmi ona izlettirmek yeterli olacaktır. Tam anlamıyla sıkıcı bir film. Bittikten sonraki 2 saat belki de filmden nefret edeceksiniz. Ancak kendinizi zorlarsanız imgeleri okumayı başarır ve filmi anlamaya başlarsınız.</p>
<p>Teknolojiye, tek düzeliğe, vicdansızlığa karşı tek bir silahı vardır elinde Godard&#8217;ın bu filmde. Aşk. Sadece aşktır alfakent&#8217;i uykusundan uyandırabilecek ve zombileri öldürebilecek. Sadece aşktır alfakent&#8217;i alt edebilecek.</p>
<p><a href="http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/07/capitalofpain.png"><img class="aligncenter size-medium wp-image-580" title="capitalofpain" src="http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/07/capitalofpain-300x223.png" alt="" width="300" height="223" /></a></p>
<p>acının başkenti</p>
<p>gözlerinin eğrisi dolanıyor yüreğimi,<br />
bir raks, bir dinginlik çemberi,<br />
zamanın aylası, gece beşiği ve güvenli,<br />
ve eğer hiçbir şey kalmadıysa aklımda yaşadığımdan<br />
gözlerinin her zaman görmediğindendir beni.</p>
<p>yaprakları günün ve pembe şarabın köpüğü,<br />
rüzgarın sazları, kokulu gülücükler<br />
işık dünyasını saran kanatlar,<br />
gökyüzü ve deniz yüklü gemiler,<br />
gürültü avcıları ve renk kaynakları.</p>
<p>tanların kuluçka yatağından doğan kokular<br />
yıldızların samanı üzerinde yatan<br />
saflığa bağımlı gün gibi tıpkı<br />
dünyada bağımlıdır senin tertemiz gözlerine<br />
ve akar bütün kanım bakışlarında senin.</p>
<p>paul eluard</p>
<div class="shr-publisher-577"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sineblok.com/film/577/alphaville-1965.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/07/eddieconstantine-150x150.png' length='31893' type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/07/eddieconstantine-150x150.png' height='223' width='175'/>	</item>
		<item>
		<title>Breathless &#8211; À bout de souffle (1960)</title>
		<link>http://www.sineblok.com/film/568/breathless-a-bout-de-souffle-1960.html</link>
		<comments>http://www.sineblok.com/film/568/breathless-a-bout-de-souffle-1960.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Jul 2010 01:01:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz Gür</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Görüşleri]]></category>
		<category><![CDATA[françois truffaut]]></category>
		<category><![CDATA[jean pierre melville]]></category>
		<category><![CDATA[jean seberg]]></category>
		<category><![CDATA[jean-luc godard]]></category>
		<category><![CDATA[jean-paul belmondo]]></category>
		<category><![CDATA[paris]]></category>
		<category><![CDATA[siyah beyaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sineblok.com/?p=568</guid>
		<description><![CDATA[Film ile ilgili bir şeyler yazmadan önce ufak bir detay düşmem gerekiyor buraya: Çok uzun zamandır istiyordum Jean-Luc Godard&#8217;ın tüm filmlerini izlemeyi. Tıpkı David Lynch&#8217;e yaptığım gibi kronolojik sırayla gitmek için ilk film olarak Breathless&#8217;ı seçtim. Ve 13 Haziran günü ilk Godard filmini indirdim ve izlemeye koyuldum. Filmi bitirdiğimde internette dolanırken EfsaneSahneler.com&#8217;un Tweet&#8217;i gözüme ilişti. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p>Film ile ilgili bir şeyler yazmadan önce ufak bir detay düşmem gerekiyor buraya: Çok uzun zamandır istiyordum <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000419/" target="_blank">Jean-Luc Godard&#8217;ın</a> tüm filmlerini izlemeyi. Tıpkı David Lynch&#8217;e yaptığım gibi kronolojik sırayla gitmek için ilk film olarak <a href="http://www.imdb.com/title/tt0053472/" target="_blank">Breathless&#8217;ı</a> seçtim. Ve 13 Haziran günü ilk Godard filmini indirdim ve izlemeye koyuldum. Filmi bitirdiğimde internette dolanırken <a href="http://www.efsanesahneler.com" target="_blank">EfsaneSahneler.com&#8217;un</a> Tweet&#8217;i gözüme ilişti. Tweet&#8217;teki linke tıkladığımda Breathless&#8217;ın 50. yılının şerefine filmin yeniden gösterime gireceği bilgisini ve hazırlanmış 50. yıl fragmanını gördüm. Filmi izlediğim gün 50. yıl fragmanının yayınlanması çok güzel bir rastlantıdır benim için. 50. yıl özel fragmanını yazının sonunda görebilirsiniz.<span id="more-568"></span><br />
<a href="http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/07/jean-luc-godard.jpg"><img src="http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/07/jean-luc-godard-300x198.jpg" alt="" title="jean-luc-godard" width="300" height="198" class="aligncenter size-medium wp-image-572" /></a><br />
İlk paragrafta bahsettiğim gibi film büyük usta Godard&#8217;ın ilk uzun metraj filmi. Öncesinde çektiği 3 kısa metraj filminin sonrasında sinema dünyasının en büyüklerinin desteğini alarak uzun metrajını çeken Godard&#8217;a ilk filmi için hikayeyi <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000076/" target="_blank">François Truffaut</a> verir. Godard da senaryoya uyarlar. Bunun yanında yine sinema dünyasının en büyük ustalarından <a href="http://www.imdb.com/name/nm0578483/" target="_blank">Jean-Pierre Melville</a> de filmde rol alarak Godard&#8217;a desteğini açıkça belli eder.<br />
<a href="http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/07/Francois-Truffaut.jpg"><img src="http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/07/Francois-Truffaut-225x300.jpg" alt="" title="Francois-Truffaut" width="225" height="300" class="aligncenter size-medium wp-image-573" /></a><br />
Film, kanunsuz bir serserinin amerikalı bir gazeteciye aşık olmasını işler. Dönemin Fransız filmleri gibi ana tema gangster yaşantısıdır. 60&#8242;lar Fransa&#8217;sında geçen bir hikayedir bu. İçinde aşk, silah, şehvet, yalan, dalavere, cinayet, komplo, ihanet barındıran bir efsanedir Breathless. Kanunsuz yakışıklıların filmin başında itici, filmin sonunda ise çekici geldiği filmlerdendir. Kariyer güzellerinin filmin başında çekici filmin sonunda ise itici geldiği filmlerdendir. Serseri yakışıklımız kariyeri yeni yeni parlamaya başlayan efsane <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000901/" target="_blank">Jean-Paul Belmondo&#8217;dan</a> başkası olamazdı tabii. Kariyer güzelimiz de güzeller güzeli <a href="http://www.imdb.com/name/nm0781029/" target="_blank">Jean Seberg</a>. Belmondo&#8217;yu hayatımda ilk defa Victor Hugo&#8217;nun ölümsüz eserinden(!) 1995 yılında sinemaya aktarılan &#8220;Sefiller&#8221; filmindeki Jean Valjean rolünde izlemiştim. Ondan sonra bir çok filmini görmüştüm ancak bunlar olgunluk dönemine ait filmlerinden ibaretti. Bu filmde ise ilk defa gençlik halini gördüm. Jean Seberg&#8217;in ise ilk defa bir filmini izledim. Kısa saçlı kızlar her zaman gözümde artı hanesinde olduğu için bu doğal, umursamaz haline vurulmam çok da zor olmadı. Ki bu tamamen rolünü mükemmel oynamasıyla alakalı bir durum.<br />
<a href="http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/07/belmondo-seberg.png"><img src="http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/07/belmondo-seberg-300x214.png" alt="" title="belmondo-seberg" width="300" height="214" class="aligncenter size-medium wp-image-575" /></a><br />
Yukarıda da dediğim gibi Godard&#8217;ın ilk uzun metrajıydı bu film. Aksiyon çekimleri, açıklığı, sadeliği ve rolleri yansıtış biçimi gerçekten çok çok başarılı. Çekimler için kullanılan mekanlar ve o mekanları sunuş tarzı filmi daha da iyi hissetmenizi sağlıyor.  Siyah beyaz filmleri ve fransız filmlerini seviyorsanız bu filmi kesinlikle izlemelisiniz.</p>
<p>50. yıl fragmanı:</p>
<p><script type="text/javascript" src="http://tr.sevenload.com/pl/lo1i1Ma/500x408"></script>
<p>Link: <a href="http://tr.sevenload.com/videolar/lo1i1Ma-Breathless-A-bout-de-souffle-50-Yl-Fragman"><img src="http://static.sevenload.net/img/sevenload.png" width="66" height="10" alt="Breathless - À bout de souffle 50. Yıl Fragmanı" /></a></p>
<div class="shr-publisher-568"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sineblok.com/film/568/breathless-a-bout-de-souffle-1960.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/07/breathless-150x150.jpg' length='10806' type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/07/breathless-150x150.jpg' height='223' width='175'/>	</item>
		<item>
		<title>Once (2006)</title>
		<link>http://www.sineblok.com/film/563/once-2006.html</link>
		<comments>http://www.sineblok.com/film/563/once-2006.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jul 2010 22:52:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz Gür</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Görüşleri]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[dublin]]></category>
		<category><![CDATA[glen hansard]]></category>
		<category><![CDATA[irlanda]]></category>
		<category><![CDATA[john carney]]></category>
		<category><![CDATA[marketa irglova]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[soundtrack]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sineblok.com/?p=563</guid>
		<description><![CDATA[Hollywood&#8217;u, Bollywood&#8217;u unutun. Amerikan sinemasının vurdusunu, kırdısını unutun. Ya da yalanlarla dolu aşk hikayelerini, aldatmaları&#8230; Tüm bunlar hayatı daha karmaşık hale getiren şeyler sadece. Basit olanı nasıl unutabiliyoruz bazen anlamakta güçlük çekiyorum. Hayatın sadece gerçeklerden, olasılıklardan, şanslardan ibaret olduğunu farkettiğimiz an daha huzur dolu olacağız. Sahi, olasılıklardan bahsetmişken &#8220;Doğru insanı kaç kere bulabilirsin?&#8221; İşte bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p>Hollywood&#8217;u, Bollywood&#8217;u unutun. Amerikan sinemasının vurdusunu, kırdısını unutun. Ya da yalanlarla dolu aşk hikayelerini, aldatmaları&#8230; Tüm bunlar hayatı daha karmaşık hale getiren şeyler sadece. Basit olanı nasıl unutabiliyoruz bazen anlamakta güçlük çekiyorum. Hayatın sadece gerçeklerden, olasılıklardan, şanslardan ibaret olduğunu farkettiğimiz an daha huzur dolu olacağız. Sahi, olasılıklardan bahsetmişken &#8220;Doğru insanı kaç kere bulabilirsin?&#8221; İşte bu sorunun cevabı bu film. Aslında olasılıklar üzerine yürüyen, ama aynı zamanda gelecek beklentilerini sıfıra indirmiş iki insanın müzik dolu hikayesi bu. <span id="more-563"></span></p>
<p>Sokak çalgısı ile çiçek satıcısının hikayesi bu. Aralarındaki aşkı seziyorsunuz hemen. Çünkü birbirlerini çekiyorlar anında. Çünkü iletişimleri müzik ile başlıyor ve diyaloglar yerini müziğe bıraktığında birbirlerine bakışlarından anlayabiliyorsunuz bu çekimi. Her ikisi de yaralı aslında ve birbirlerine tutunuyorlar. İşte doğru insan budur diyorsunuz tam o sırada. Saf iyilik ile karşılıksız olarak karşındakini ayağa kaldırmak için çabalamak&#8230; Bu filmi güzel yapan üç unsurdan ilki işte bu.</p>
<p>Filmin geçtiği Dublin&#8217;in yoksul mahalleleri hikayeyi daha da sıcak hale getiriyor kuşkusuz. Evi fakir ancak kalbi zengin ve huzurlu insanların hikayesi her zaman ilgi çekicidir. Filmin çekimleri için kullanılan açılar ve yöntemler de filmi daha da başarılı gösteren unsurlardan. Büyük Britanya evlerinin o klasik dar, küçük ve basık evlerinin atmosferi sürekli kullanılan aksiyon kamera çekimleri ile tamamen verilebilmiş diyebilirim. Hikayenin duruluğunu sadece Dublin&#8217;in yoksul mahallelerinde vermektense yönetmen, bu çekimler ile de hikayeyi daha sıcak hale getirmeyi başarmış. Hele grup halinde söyledikleri şarkılardaki çekimler el kamerası ile çekilen videolar oluşma. Bu arada gerçekten el kamerası kullanılmış filmde. 2 adet &#8220;Handycam&#8221; ile çekilmiş. Bu da bu filmi güzel yapan ikinci unsur.</p>
<p>Müzikal geçmişe sahip başrol oyuncularının bu meziyetlerini tamamen gösterebilecekleri bir film ancak bu kadar güzel olabilirdi bunu da söylemek gerekli. Marketa Irglova sadece 1988 doğumlu bir piyanist ve söz yazarı. Once&#8217;ta da zaten kendini canlandırıyor tıpkı Glen Hansard gibi. Bir diğer başrol olan Glen Hansard da İrlanda&#8217;nın en ünlü Indie gruplarından olan The Frames grubunun solisti ve gitaristi. O da yine kendi geçmişini canlandırıyor filmde. Bir sokak sanatçısı olarak başlayan kariyerinin ilk yıllarını canlandırıyor bir bakıma. Başroller bu kadar yetenekli müzisyenler olunca ortaya çıkacak şeyin kötü bir film olması zaten imkansız. Bunu daha da imkansızlaştıransa yönetmenin bile müzisyen geçmişine sahip olması. John Carney, sinemaya adım atmadan önce Glen Hansard&#8217;ın grubu The Frames&#8217;de baterist olarak yer alıyordu. Bu üçlünün ortaya çıkardığı film gerçekten muazzam. Diyaloglar yerine müzikle anlaşan insanlar olduğunu kanıtlarcasına bir yapım sunmuşlar. Üstelik bunu sadece 17 günde ve 150.000 dolar harcayarak yapmışlar. </p>
<p>Film çoğu yerde müzikal etiketi ile geçiyor. Bu yoruma ancak yarı yarıya katılabilirim. Çünkü ordan oraya uçan ve danseden insanlar yok bu filmde. Müziklerinin muhteşemliğinin yanında bir o kadar sade çünkü. Hal böyle olunca bu filmi müzikal diye etiketlemek çok da doğru değil. İşte bu da filmi bu kadar güzel yapan son unsur. Yani müzikleri! Filmden önce müziklerini dinlemenizi tavsiye etmem. Beğenebilirsiniz, çok da sevebilirsiniz. Ancak bu şarkıları bir de filmi izlerken dinleyin. İşte o zaman kesinlikle bu ikilinin yazdığı şarkılara tapacaksınız.</p>
<p><em>Ufak bir bilgilendirme: Filmin gösterimine ilgi çekmek için Marketa ve Glen, gösterimlerden sonra çıkıp salon önünde konser vermişler bir süre. Hatta bu konserler sayesinde, daha önceden reddedildikleri Sundance Film Festivali&#8217;ne tekrar katılmışlar ve izleyici özel ödülünü eve götürmeyi başarmışlar. Bu başarının dışında Oscar&#8217;lardaki en iyi film müziği dahil bir çok ödülü de toplamışlar.</em></p>
<p><em>Blogger notu: Film ile beni tanıştıran Derem&#8217;e teşekkürler.</em></p>
<div class="shr-publisher-563"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sineblok.com/film/563/once-2006.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/07/bir-zamanlar-once-150x150.jpg' length='10001' type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/07/bir-zamanlar-once-150x150.jpg' height='223' width='175'/>	</item>
		<item>
		<title>The Blind Side (2009)</title>
		<link>http://www.sineblok.com/film/495/the-blind-side-2009.html</link>
		<comments>http://www.sineblok.com/film/495/the-blind-side-2009.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 15:21:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz Gür</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Görüşleri]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[amerika]]></category>
		<category><![CDATA[amerikan futbolu]]></category>
		<category><![CDATA[ana]]></category>
		<category><![CDATA[big mike]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[evsiz]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[fragman]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[hristiyan]]></category>
		<category><![CDATA[john lee hancock]]></category>
		<category><![CDATA[kitap uyarlaması]]></category>
		<category><![CDATA[michael lewis]]></category>
		<category><![CDATA[michael oher]]></category>
		<category><![CDATA[nfl]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[oscar 2010]]></category>
		<category><![CDATA[quinton aaron]]></category>
		<category><![CDATA[sandra bullock]]></category>
		<category><![CDATA[sos]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[up]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sineblok.com/?p=495</guid>
		<description><![CDATA[NFL oyuncusu Michael Oher&#8217;ın hayatının anlatıldığı başarılı bir film olan The Blind Side, amerikada yaşayan yoksul kesimin ne kadar büyük zorluklar ve belalarla boğuştuğunu bir bakıma gözler önüne seriyor. Michael Lewis&#8217;in The Blind Side: Evolution of the Game isimli kitabından uyarlanan filmin yönetmenliğini The Rookie filminin de yönetmenliğini yapmış olan John Lee Hancock üstleniyor. Big [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p>NFL oyuncusu Michael Oher&#8217;ın hayatının anlatıldığı başarılı bir film olan The Blind Side, amerikada yaşayan yoksul kesimin ne kadar büyük zorluklar ve belalarla boğuştuğunu bir bakıma gözler önüne seriyor. Michael Lewis&#8217;in The Blind Side: Evolution of the Game isimli kitabından uyarlanan filmin yönetmenliğini The Rookie filminin de yönetmenliğini yapmış olan John Lee Hancock üstleniyor.<span id="more-495"></span></p>
<p>Big Mike yani Michael Oher&#8217;ın NFL&#8217;de yılın oyuncusu seçilmeden önceki hayatını anlatan filmde Big Mike&#8217;ı Quinton Aaron canlandırıyor. Kendisini daha önce izlememiştim ancak bu filmde başarılı bir performans ortaya koyduğunu kesinlikle söyleyebilirim. Bir diğer başrol ise güzel ama başarılı yapımlarda fazla rol alamayan bir oyuncu olan Sandra Bullock. Bu filmde gerçekten başarılı bir performans ortaya koyan Sandra, Big Mike&#8217;ı evsiz bir çocuktan başarılı bir NFL oyuncusu olmaya yönlendiren ailenin başı konumunda. Filmin konusu ile ilgili daha fazla bir şey söylemek doğru olmaz. Zira filmde bazı sahneler var ki her şey mükemmel giderken bir anda tepetaklak gidecekmiş gibi hissediyorsunuz. Bu kadar güzel olamaz her şey sorusunu yanıtlayan film spor ve ABD&#8217;deki sosyo-ekonomik durum üzerine son zamanlarda çekilmiş en başarılı filmlerden.</p>
<p>17 Kasım 2009 tarihinde ABD&#8217;de gösterime giren film Türkiye&#8217;ye maalesef uğramadı. Yine de bir şekilde bulup izleyin derim. Hala umut ve iyilik olduğunu belirten gerçek bir hikayeden esinlenilerek yaratılmış başarılı bir film.</p>
<p>Fragmanı:</p>
<p><script type="text/javascript" src="http://tr.sevenload.com/pl/8cZWcKk/500x314/0"></script>
<p>Link: <a href="http://tr.sevenload.com/videolar/8cZWcKk-The-Blind-Side-Fragman"><img src="http://static.sevenload.net/img/sevenload.png" width="66" height="10" alt="The Blind Side Fragmanı" /></a></p>
<div class="shr-publisher-495"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sineblok.com/film/495/the-blind-side-2009.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/03/the-blind-side-poster-150x150.jpg' length='9606' type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/03/the-blind-side-poster-150x150.jpg' height='223' width='175'/>	</item>
		<item>
		<title>The Hurt Locker (2009)</title>
		<link>http://www.sineblok.com/film/490/the-hurt-locker-2009.html</link>
		<comments>http://www.sineblok.com/film/490/the-hurt-locker-2009.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Mar 2010 17:24:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz Gür</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Görüşleri]]></category>
		<category><![CDATA[abi]]></category>
		<category><![CDATA[aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[aktör]]></category>
		<category><![CDATA[ana]]></category>
		<category><![CDATA[anthony mackie]]></category>
		<category><![CDATA[bar]]></category>
		<category><![CDATA[bira]]></category>
		<category><![CDATA[bomba]]></category>
		<category><![CDATA[dram]]></category>
		<category><![CDATA[drama]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[fragman]]></category>
		<category><![CDATA[guy pearce]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[hurt locker]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[ırak]]></category>
		<category><![CDATA[jarhead]]></category>
		<category><![CDATA[jeremy renner]]></category>
		<category><![CDATA[kamera]]></category>
		<category><![CDATA[kathryn bigelow]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[ordu]]></category>
		<category><![CDATA[oscar 2010]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[sos]]></category>
		<category><![CDATA[Vahşet]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sineblok.com/?p=490</guid>
		<description><![CDATA[Bu tür modern savaş filmleri arasında en beğendiğim film kuşkusuz Black Hawk Down&#8217;dır. Filmin işlenişi, gerçek bir hikayeden yola çıkışı, başarılı oyunculuklar ve çarpıcı gerçeklikler ile film oldukça başarılıdır gözümde. Bu tarzda bir diğer film de Jarhead&#8217;dir. Sam Mendes&#8217;in yönetmen koltuğunda olduğu bir filmdi o ve savaş gerçekleri ile yakından ilgili bir filmdi. Son zamanlarda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p>Bu tür modern savaş filmleri arasında en beğendiğim film kuşkusuz Black Hawk Down&#8217;dır. Filmin işlenişi, gerçek bir hikayeden yola çıkışı, başarılı oyunculuklar ve çarpıcı gerçeklikler ile film oldukça başarılıdır gözümde. Bu tarzda bir diğer film de Jarhead&#8217;dir. Sam Mendes&#8217;in yönetmen koltuğunda olduğu bir filmdi o ve savaş gerçekleri ile yakından ilgili bir filmdi.<span id="more-490"></span></p>
<p>Son zamanlarda bu tür savaş filmleri yukarıda belirttiğim iki film gibi bir dönüşüm içerisindeler. Savaşın aksiyon tarafı yerine, psikolojik ve dramatik tarafının daha ön plana çıkartıldığı bir bölüm bu. Bu tür savaş dramlarının sonuncusu ise The Hurt Locker.</p>
<p>Kathryn Bigelow&#8217;un yönetmenliğini yaptığı The Hurt Locker, tam da bahsettiğim şekilde bir savaş dramı. Aksiyon sahneleri var yine, ancak savaş stresini izleyiciye aktarmayı başaran başarılı bir film çıkmış ortaya. </p>
<p>Irak&#8217;taki ABD ordusu mensubu bir Bravo takımı olan bomba imha ekibinin görevlerini yerine getirirken başlarından geçen olayları konu alan film, senaryo bakımından oldukça zengin ve Irak&#8217;taki vahşeti gözler önüne serebiliyor. Ancak tabi ki yine bir ABD vatanseverliği ve Iraklılar ile alay etme durumları mevcut filmde. Bu da şu an içinde bulunduğumuz siyasi durum sonucu filme daha farklı bakmamızı sağlıyor. Ama burada önemli olan bu gibi durumları insanlara aktarmak için seçilen yol; biz de örneğin geçmişimizle ilgili doğru dürüst filmler çeksek belki de geçmişimizi kurcalamaya meraklı insanlara sosyal bir cevap verebiliriz. Ancak bu tür yapımların pahalılığı ve o kabiliyette insanların ülkemizde fazla bulunmaması, tarihi bir dolu hikaye barındıran ülkemizi dışarıya gösteremememize sebep oluyor. Neyse.</p>
<p>Filme dönecek olursak, ilk başlarda insan gözüyle orada yer almamızı sağlayacak bir çekimi hedef almış sanırım yönetmen. Ancak bu konuda çok da başarılı olabildiğini söyleyemem. Aksiyon kameranın kullanıldığı çoğu sahnede, göz odağının olmaması; daha doğrusu sürekli kayması, kısaca kameranın çok sallanması insanın filmden soğumasına, konudan uzaklaşmasına sebebiyet veriyor. Bu kullanım sebebiyle filmin ilk 20 dakikası hafif bir mide bulantısı hissedebilirsiniz önceden hazırlıklı olun. Ancak sonraları bu görüntüler biraz daha azalıyor ve alışıyorsunuz.</p>
<p>Filmdeki bomba imha sahneleri de oldukça stresli geçiyor. Her an patlayacakmış gibi duran bombalar ile uğraşan timin bir üyesiymiş gibi hissediyorsunuz ve &#8220;ben olsam&#8221; kalıbı aklınıza yerleşiyor. Ben olsam yaklaşmazdım, ben olsam dokunmazdım, ben olsam çoktan ölmüştüm&#8230;</p>
<p>Filmde Guy Pearce, Anthony Mackie, Jeremy Renner gibi başarılı aktörler yer alıyor ve film kendisini izlettirmeyi başarıyor gerçekten. Film ile ilgili en önemli kusurlardan bir tanesi de sonunun yeteri kadar çarpıcı bir şekilde bitmemesi, yada daha farklı bir son beklerdim demek daha doğru olacak sanırım. </p>
<p>Çok aşırı başarılı bir film olmasa da kendisini izlettiren, ancak bir defadan fazla da kimsenin izlemeyeceği bir film.</p>
<p>Fragmanı:</p>
<p><script type="text/javascript" src="http://tr.sevenload.com/pl/wNEg21J/500x314/0"></script>
<p>Link: <a href="http://tr.sevenload.com/videolar/wNEg21J-The-Hurt-Locker-Fragman"><img src="http://static.sevenload.net/img/sevenload.png" width="66" height="10" alt="The Hurt Locker Fragmanı" /></a></p>
<div class="shr-publisher-490"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sineblok.com/film/490/the-hurt-locker-2009.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>20</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/03/the-hurt-locker2-150x150.jpg' length='11047' type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/03/the-hurt-locker2-150x150.jpg' height='223' width='175'/>	</item>
		<item>
		<title>Up (2009)</title>
		<link>http://www.sineblok.com/film/479/up-2009.html</link>
		<comments>http://www.sineblok.com/film/479/up-2009.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 18:49:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz Gür</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Görüşleri]]></category>
		<category><![CDATA[2010]]></category>
		<category><![CDATA[300]]></category>
		<category><![CDATA[82]]></category>
		<category><![CDATA[animasyon]]></category>
		<category><![CDATA[blok]]></category>
		<category><![CDATA[cannes]]></category>
		<category><![CDATA[cannes film festivali]]></category>
		<category><![CDATA[dev]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[disnep]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[fragman]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>
		<category><![CDATA[ırak]]></category>
		<category><![CDATA[isa]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[macera]]></category>
		<category><![CDATA[oscar 2010]]></category>
		<category><![CDATA[pete docter]]></category>
		<category><![CDATA[pi]]></category>
		<category><![CDATA[pixar]]></category>
		<category><![CDATA[Renk]]></category>
		<category><![CDATA[sine]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[up]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sineblok.com/?p=479</guid>
		<description><![CDATA[2009 Nisan&#8217;ında şu haberde Cannes Film Festivali açılışının bu animasyon film ile yapılacağını belirtmiştik. Bu haberden sonra Türkiye&#8217;de de gösterime giren ve tüm dünya izleyicisi gibi Türk sinema izleyicisini de kendisine hayran bırakan Up &#8220;Yukarı Bak&#8221; filmi, Pixar&#8217;dan kötü iş çıkmayacağını bize kanıtlamaya devam ediyor. O kadar detaylı çizimlere sahip bir çizgi film ki keşke [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p>2009 Nisan&#8217;ında <a href="http://www.sineblok.com/film/211/cannesda-acilis-animasyon-filmiyle.html" target="_blank">şu haberde</a> Cannes Film Festivali açılışının bu animasyon film ile yapılacağını belirtmiştik. Bu haberden sonra Türkiye&#8217;de de gösterime giren ve tüm dünya izleyicisi gibi Türk sinema izleyicisini de kendisine hayran bırakan Up &#8220;Yukarı Bak&#8221; filmi, Pixar&#8217;dan kötü iş çıkmayacağını bize kanıtlamaya devam ediyor.<span id="more-479"></span></p>
<p>O kadar detaylı çizimlere sahip bir çizgi film ki keşke bu kadar renkli bir dünyada yaşasaydık diyorsunuz. Özellikle filmin başındaki bir sahnede renk ve desen detayının ne boyutlarda olduğunu Pixar hava atarmışçasına gösteriyor izleyiciye. Filmi izlemeyen kalmamıştır muhtemelen ancak izlemeyenler için aşağıda fragmanı da vereceğim.</p>
<p>Toy Story, Toy Story 2, Wall-e gibi animasyon filmlerin senaristliğini yapan Pete Docter&#8217;ın yönettiği Up, çok başarılı bir animasyon filmi. Manzaraya, çizimlere, desenlere, renklere o kadar kendinizi kaptırıyorsunuz ki bazen konuyu kaçırdığınız da oluyor. Defalarca izleyebileceğiniz bir animasyon filmi var yine karşınızda.</p>
<p>Ama önce bir resim göstermek istiyorum. Russel karakterinin gerçek hali ile ilgili:</p>
<p><a href="http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/03/15835_205932698266_623043266_3092054_479309_n.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-480" title="15835_205932698266_623043266_3092054_479309_n" src="http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/03/15835_205932698266_623043266_3092054_479309_n-300x222.jpg" alt="" width="300" height="222" /></a>Şimdi de bu güzel filmin fragmanı:<br />
<script type="text/javascript" src="http://tr.sevenload.com/pl/7CxRJXS/500x314/0"></script>
<p>Link: <a href="http://tr.sevenload.com/videolar/7CxRJXS-Up-Fragman"><img src="http://static.sevenload.net/img/sevenload.png" width="66" height="10" alt="Up Fragmanı" /></a></p>
<div class="shr-publisher-479"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sineblok.com/film/479/up-2009.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/03/15835_205932698266_623043266_3092054_479309_n-150x150.jpg' length='9832' type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/03/15835_205932698266_623043266_3092054_479309_n-150x150.jpg' height='223' width='175'/>	</item>
		<item>
		<title>Sherlock Holmes (2009)</title>
		<link>http://www.sineblok.com/film/452/sherlock-holmes-2009.html</link>
		<comments>http://www.sineblok.com/film/452/sherlock-holmes-2009.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Feb 2010 02:55:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz Gür</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Görüşleri]]></category>
		<category><![CDATA[2010]]></category>
		<category><![CDATA[abi]]></category>
		<category><![CDATA[aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[avatar]]></category>
		<category><![CDATA[bar]]></category>
		<category><![CDATA[bira]]></category>
		<category><![CDATA[Christian Bale]]></category>
		<category><![CDATA[çizgiroman]]></category>
		<category><![CDATA[dev]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[dövüş]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[flash]]></category>
		<category><![CDATA[fragman]]></category>
		<category><![CDATA[gay]]></category>
		<category><![CDATA[göl]]></category>
		<category><![CDATA[guy ritchie]]></category>
		<category><![CDATA[ingiltere]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[jude law]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[londra]]></category>
		<category><![CDATA[macera]]></category>
		<category><![CDATA[mafya]]></category>
		<category><![CDATA[mark strong]]></category>
		<category><![CDATA[ordu]]></category>
		<category><![CDATA[oscar 2010]]></category>
		<category><![CDATA[rachel mcadams]]></category>
		<category><![CDATA[replik]]></category>
		<category><![CDATA[robert downey jr]]></category>
		<category><![CDATA[rock]]></category>
		<category><![CDATA[rocknrolla]]></category>
		<category><![CDATA[roma]]></category>
		<category><![CDATA[sine]]></category>
		<category><![CDATA[tron]]></category>
		<category><![CDATA[uyarlama]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sineblok.com/?p=452</guid>
		<description><![CDATA[Aslında Guy Ritchie için bir dönüm noktasıydı bu film. Diğer yapımlarının bütçeleri neydi bilmiyorum ancak zincirlerini kırması için bu film gerekliydi Guy Ritchie&#8217;ye. Kötü karakterlerden iyi ve geyik insan yaratma temalı İngiliz mafya filmlerinden sonra ne yapacağını şahsen merakla bekliyordum. Zira Lock Stock &#038; Two Smoking Barrels ile başlayan kariyerinde Swept Away harici çektiği tüm [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p>Aslında Guy Ritchie için bir dönüm noktasıydı bu film. Diğer yapımlarının bütçeleri neydi bilmiyorum ancak zincirlerini kırması için bu film gerekliydi Guy Ritchie&#8217;ye. Kötü karakterlerden iyi ve geyik insan yaratma temalı İngiliz mafya filmlerinden sonra ne yapacağını şahsen merakla bekliyordum. Zira Lock Stock &#038; Two Smoking Barrels ile başlayan kariyerinde Swept Away harici çektiği tüm filmlerde bu tema veya buna yakın temaları işliyordu. Hatta Revolver gibi kötü bir filmde bile biraz bunun izleri vardı ama daha iç karartıcı olmaya çalışmış ve başaramamıştı. Ardından RocknRolla ile durumu biraz daha stabil hale getirmişti. Ancak ilk cümlede de söylediğim gibi bu film Snatch&#8217;ten sonraki en önemli kozu olacaktı kariyerinde. Ya tamamdı ve sürekli aynı tıp filmleri çekecekti ya da bir üst sınıfa geçerek tarzını değiştirebileceğini(geliştirebileceğini kanıtlayacaktı). Ve geliştirdi de.<span id="more-452"></span></p>
<p>Baştan sona zekice çalışılmış bir senaryoyu çok başarılı bir şekilde aktarmayı başarmış Guy Ritchie. Özellikle dövüş sahneleri muazzamdı. Açıkça söylüyorum bir süredir beklediğim 2 film vardı. Birisi James Cameron&#8217;s Avatar ve diğeri de Sherlock Holmes&#8217;tü. Ben Sherlock Holmes&#8217;ü çok daha fazla beğendim. Zekice replikler, mükemmel oyunculuklar, başarılı bir konu ve sürekli bir aksiyon ve boşluk kullanımı. Boşluk kullanımı derken hemen açıklık getireyim: Bazı sahnelerde ufak &#8220;flashback&#8217;ler&#8221; var ve konuyu Sherlock Holmes&#8217;ün gözünden görmemize yardımcı oluyorlar.</p>
<p>Sherlock Holmes rolünde Robert Downey Jr. var. Ve gerçekten inanılmaz bir oyunculuk sergiliyor. Sherlock Holmes&#8217;ü çizgiromandaki konseptten tamamen çıkartıp yerine tamamen yepyeni bir yorum getirmiş filmde. Boş bakışlı ama sinek uçsa farkedecek kadar kendinde. Komik ama bunu sözlerle belli etmeyecek kadar sakin. Güçlü ama her an yere yığılabilecek kadar da narin. Dövüş sahnelerinde içindeki yaratığı ortaya çıkartıyor ve bunu yaparken de boş boş bakmaya devam ediyor. Apayrı bir oyunculuk. Kesinlikle izlemelisiniz. O zaman hak vereceksiniz. Ayrıca 2008 ne kadar Christian Bale&#8217;in ise 2009 o kadar Robert Downey Jr.&#8217;ın yılıdır. 2010 da Robert Downey&#8217;in yılı olacak gibi.</p>
<p>Jude Law da Dr. John Watson rolünde Holmes&#8217;ün iş ortağını canlandırıyor. Biraz gölgede kalsa da yine de oldukça başarılı. Holmes&#8217;ün kaba kuvvet ve doktor gereksinimini karşılayan ortağı rolünü iyi kotarıyor. Ayrıca Sherlock Holmes ne kadar fevri, patavatsız, vurdumduymaz ve bencilse; Dr. Watson da bir o kadar serinkanlı, ilgili, paylaşımcı ve içten. Tamamen elma ile armutun iş uyumu yani. Zaten işlerinde bu kadar iyi olmalarının sebebi de birbirlerini tamamlamaları.</p>
<p>Irene rolündeki Rachel McAdams hakkında pek bir şey söyleyemiyeceğim çünkü kendisi kötü oynasa bile ,ki gayet başarılı, mükemmel ve içten gülüşü ile durumu telafi edebiliyor. Bu sebeple bir &#8220;bug&#8221; var sürekli.</p>
<p>Dedektiflerimizin düşmanı ise Lord Blackwood, yani Mark Strong. O da kibirli, kendini beğenmiş ve züppe Lord Blackwood&#8217;u başarıyla aktarmış. Konuşması, duruşu, soluk bakışları ile korkulması gereken bir karakter yaratmayı başarmış.</p>
<p>Filmde kendinizi sıkılmadan sürekli bir aksiyon peşinde bulacaksınız. Dövüş sahnelerini tekrar tekrar izlemek isteyeceksiniz. Hatta tüm filmi tekrar tekrar izlemek isteyeceksiniz. Holmes ile Watson&#8217;ın kendi aralarındaki konuşmaları ve anlaşma şekilleri gerçekten büyük keyif veriyor. Tıpkı Ocean&#8217;s Eleven&#8217;daki Danny Ocean-Rusty Ryan uyumu gibi. Çok keyifli ve Türkçe dublaj ile mahvedilmemesi gereken diyalogları var. İyi seyirler.</p>
<p>Fragmanı:<br />
<script type="text/javascript" src="http://tr.sevenload.com/pl/0nweDCD/500x314/0"></script>
<p>Link: <a href="http://tr.sevenload.com/videolar/0nweDCD-Sherlock-Holmes-Fragman"><img src="http://static.sevenload.net/img/sevenload.png" width="66" height="10" alt="Sherlock Holmes Fragmanı" /></a></p>
<div class="shr-publisher-452"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sineblok.com/film/452/sherlock-holmes-2009.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/02/sherlockholmes-150x150.jpg' length='3803' type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/02/sherlockholmes-150x150.jpg' height='223' width='175'/>	</item>
		<item>
		<title>Up In The Air (2009)</title>
		<link>http://www.sineblok.com/film/444/up-in-the-air-2009.html</link>
		<comments>http://www.sineblok.com/film/444/up-in-the-air-2009.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Feb 2010 12:00:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz Gür</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Görüşleri]]></category>
		<category><![CDATA[abi]]></category>
		<category><![CDATA[araba]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[bedava mil]]></category>
		<category><![CDATA[Day]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[dram]]></category>
		<category><![CDATA[dul]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[fragman]]></category>
		<category><![CDATA[gaz]]></category>
		<category><![CDATA[gazete]]></category>
		<category><![CDATA[george clooney]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[jason reitman]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kovulma]]></category>
		<category><![CDATA[mutfak]]></category>
		<category><![CDATA[oscar]]></category>
		<category><![CDATA[oscar 2010]]></category>
		<category><![CDATA[seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[sırt çantası]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon]]></category>
		<category><![CDATA[uçak]]></category>
		<category><![CDATA[up]]></category>
		<category><![CDATA[up in the air]]></category>
		<category><![CDATA[vera farmiga]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yatak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sineblok.com/?p=444</guid>
		<description><![CDATA[Hayatınızın ağırlığı ne kadardır? Bir an için bir sırt çantası taşıdığınızı düşünün. Çantanın askılarını omuzlarınızda hissedin. Hissettiniz mi? Şimdi hayatınızda ne varsa o çantaya doldurun. Küçük şeylerle başlayın: Raf ve çekmecedeki şeylerle; biblolar, koleksiyonlarla&#8230; Eklenen ağırlığı hissedin. Sonra daha büyükleri koyun: Elbise, masa üstü cihazlar, lamba, çamaşır, televizyonunuz&#8230; Çantanız iyice ağırlaşmış olsa gerek. Şimdi daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><blockquote><p>Hayatınızın ağırlığı ne kadardır? Bir an için bir sırt çantası<br />
taşıdığınızı düşünün. Çantanın askılarını omuzlarınızda<br />
hissedin. Hissettiniz mi? Şimdi hayatınızda<br />
ne varsa o çantaya doldurun. Küçük şeylerle başlayın: Raf ve çekmecedeki şeylerle; biblolar, koleksiyonlarla&#8230; Eklenen ağırlığı hissedin. Sonra daha büyükleri koyun: Elbise, masa üstü cihazlar, lamba, çamaşır, televizyonunuz&#8230; Çantanız iyice ağırlaşmış olsa gerek.<br />
Şimdi daha büyükleri koyun: Kanepenizi, yatağınızı,<br />
mutfak masasını&#8230; Hepsini. Arabanızı da koyun. Evinizi de koyun&#8230; Stüdyo daire ya da iki yatak odalı ev olsun, fark etmez. Bunların hepsini o çantaya koymanızı istiyorum. Şimdi yürümeye çalışın. Zor gibi, değil mi? Her gün yaptığımız şey işte bu. Kendimize o kadar ağırlık bindiriyoruz ki,<br />
hareket edemez oluyoruz. Şunu bilin ki hareket etmek yaşamak demektir. </p></blockquote>
<p><span id="more-444"></span><br />
Filmin temasını kendi içerisinde sözlü olarak belirtmesi gerçekten güzel bir durum. Bunun dışında filmin konusu ile ilgili başka bir şey yazıp da daha fazla spoiler vermeye gerek yok. Yönetmen Jason Reitman 2005&#8242;te yönettiği &#8220;Thank You For Smoking&#8221; ve 2007 yapımı &#8220;Juno&#8221; ile kendisini iyiden iyiye duyurmuştu. Ve son filmi Aklı Havada (Up In The Air) ile de Oscar&#8217;a bir kez daha yakın. İlk kez Juno &#8220;En iyi yönetmen&#8221; dalında adaylığı vardı. Bu yıl ise 3 farklı dalda aday gösterilmiş Jason. Üstelik çok da genç bir yönetmen. 1977 doğumlu bir yönetmenin bu kadar olgun ve güzel filmler yönetmesi ve senaryolarında da katkısının bulunması nasıl bir yetenek ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.</p>
<p>George Clooney ile ilgili çok bir şeyler söylemeye gerek yok. Eğer bir gazetede çalışsaydım Abdullah Gül&#8217;ün ne kadar da George Clooney&#8217;e benzediğini söyleyerek sempatik olmaya çalışırdım. Ama böyle bir durum burası için geçerli değil. Tüm hayatını havada geçiren bir işkoliği canlandıran GC, filme yine ağırlığını koyuyor ve tek başına filmi götürüyor. Tıpkı daha önceki Michael Clayton filminde olduğu gibi.</p>
<p>Vera Farmiga ise bu kadar çekici nasıl olunur onu canlandırıyor neredeyse. O da filmde canlandırdığı rolde hayatını uçaklarda geçiren bir başka işkoliği canlandırıyor. İkilinin kimyası ise gerçekten çok güzel uyuşmuş. </p>
<p>Film ile ilgili söyleyebileceğim tek şey aslında filmin oldukça güzel olduğu. Ağır bir tempoda geçiyor film ancak bu sizi hiç sıkmıyor. Ne olacağını merak ettiren bazı sahneler ile heyecan yaşayabiliyorsunuz. Ve en beklenmedik anda gelen bir darbe ile de feleğiniz şaşıyor. Aslında şöyle bir şey söylersem yanlış olmaz sanırım: &#8220;George Clooney&#8217;nin canlandırdığı Ryan Bingham karakterine o kadar gıpta ediyoruz ki film boyunca, onu kıskandığımız için her şeyin mahvolmasını istiyoruz. Ama başarabilecek miyiz acaba?&#8221;</p>
<p>Oscar töreni yaklaşırken izlemeniz gereken bir film.</p>
<p>Filmin fragmanı:<br />
<script type="text/javascript" src="http://tr.sevenload.com/pl/2xrgXek/500x314/0"></script>
<p>Link: <a href="http://tr.sevenload.com/videolar/2xrgXek-Up-In-The-Air-Fragman"><img src="http://static.sevenload.net/img/sevenload.png" width="66" height="10" alt="Up In The Air Fragmanı" /></a></p>
<div class="shr-publisher-444"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sineblok.com/film/444/up-in-the-air-2009.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/02/up_in_the_air-150x150.jpg' length='10252' type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2010/02/up_in_the_air-150x150.jpg' height='223' width='175'/>	</item>
		<item>
		<title>The Boat That Rocked (2009)</title>
		<link>http://www.sineblok.com/film/387/the-boat-that-rocked-2009.html</link>
		<comments>http://www.sineblok.com/film/387/the-boat-that-rocked-2009.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Nov 2009 00:53:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz Gür</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Görüşleri]]></category>
		<category><![CDATA[60lar]]></category>
		<category><![CDATA[drama]]></category>
		<category><![CDATA[komedi]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[richard curtis]]></category>
		<category><![CDATA[soundtrack]]></category>
		<category><![CDATA[talulah riley]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sineblok.com/?p=387</guid>
		<description><![CDATA[The Beatles, Jimi Hendrix, Bob Dylan, Janis Joplin, Joan Baez, Jefferson Airplane, The Doors ve Iron Butterfly hayatımın en önemli müzisyenleri, gruplarıdırlar. Hepsinin buluştuğu ortak payda ise bir şekilde 60&#8242;lara damgalarını vurmalarıdır. Rock&#8217;n Roll&#8217;un her türü o yıllarda dünyaya damgasını vurmaya başlamıştır. İnsanlık iki büyük savaşı ardarda yaşamış ve ardından hiçbir şey olmamış gibi çalışmaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p>The Beatles, Jimi Hendrix, Bob Dylan, Janis Joplin, Joan Baez, Jefferson Airplane, The Doors ve Iron Butterfly hayatımın en önemli müzisyenleri, gruplarıdırlar. Hepsinin buluştuğu ortak payda ise bir şekilde 60&#8242;lara damgalarını vurmalarıdır. Rock&#8217;n Roll&#8217;un her türü o yıllarda dünyaya damgasını vurmaya başlamıştır. İnsanlık iki büyük savaşı ardarda yaşamış ve ardından hiçbir şey olmamış gibi çalışmaya mecbur bırakılmıştır. Bunun sonucunda da insanların isyanı gelmiştir. Nasıl ki orta çağdaki kilise baskısı insanları kilisenin dayattığı dinden uzaklaştırdıysa, devlet baskıları ekonomik baskılar kültürel baskılar da yine insanları devletlerinden uzaklaştırdı. Bunun sonucu anarşi akımı hiç olmadığı kadar güçlendi ve kaynağını da müzikten aldı. Dönemin şairleri, söz yazarları, bestecileri toplumun ihtiyacı olan eğlenceyi devletlerden, işten, ekonomiden daha hızlı sağladıkları için açıkçası dönemin politikacılarından çok daha fazla rağbet görmüşlerdir. Kısacası müzik evrensel anlamda ilk defa bu kadar birleştiricidir.</p>
<p>The Boat That Rocked işte bu yukarıda tanımlanan atmosferi harfiyen yansıtıyor. Tabi 60&#8242;ları başkaldırı olarak tanımlarken bunu sadece iyi anlamda da yormamak lazım. İnsanların birbirlerine bakışları, aile ilişkileri, arkadaşlık ilişkileri de anarşiden nasibini almış görünüyor filmde. Bu yüzden iyisiyle, kötüsüyle bir dönemi özetlemeyi iyi becerebilmiş bir film The Boat That Rocked. Drama ile komediyi dönemin yaşam biçimi içinde birleştirmeyi başarabilmiş bir yapım. <span id="more-387"></span></p>
<p><a href="http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2009/11/the_boat_that_rocked_ef.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-390" title="the_boat_that_rocked_ef" src="http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2009/11/the_boat_that_rocked_ef.jpg" alt="the_boat_that_rocked_ef" width="318" height="480" /></a></p>
<p>Müziksiz bir hayatın olamayacağını ne kadar gri olacağını düşünün ve ardından filmi izlemeye başlayın. Kesinlikle neşeniz yerine gelecek.</p>
<p>Love Actually, Notting Hill gibi yapımların senaristi ve yapımcısı olan <a href="http://www.imdb.com/name/nm0193485/" target="_blank">Richard Curtis</a>&#8216;in Love Actually&#8217;den sonra yönettiği ikinci film olan The Boat That Rocked&#8217;da öyle aman aman süperstar&#8217;lar rol almıyor. Zaten buna ihtiyaç da yok çünkü konu bunu düşünmenize zaman bırakmıyor bile. Ancak kişisel olarak belirtmem gerekir ki Marianne karakterini canlandıran <a href="http://www.imdb.com/name/nm1506908/" target="_blank">Talulah Riley</a> oldukça güzel bir kız. Beyaz ten siyah saç kombinasyonu ilginizi çekiyorsa kesinlikle dikkat edeceksiniz bu kıza. Ha bir de 60&#8242;ların giyim zevkinin ne kadar güzel olduğunu da farkettiriyor film. Özellikle bayan modası inanılmaz çekici. 60&#8242;ları sevmemin bir diğer nedeni de bu. 80&#8242;ler gibi değil asla. Ha bir de Mad Men&#8217;in mükemmel güzeli <a href="http://www.imdb.com/name/nm0005064/" target="_blank">January Jones</a> da bir kaç dakikalığına görünüyor filmde. İlk gördüğümde tepkim haliyle &#8220;NO WAY!&#8221; idi.</p>
<p><a href="http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2009/11/2009_the_boat_that_rocked_wallpaper_008.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-389" title="2009_the_boat_that_rocked_wallpaper_008" src="http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2009/11/2009_the_boat_that_rocked_wallpaper_008.jpg" alt="2009_the_boat_that_rocked_wallpaper_008" width="218" height="440" /></a></p>
<p>İnsanlara umut aşılayan ve robot olmadıklarını hatırlatan film, müzikleri ile de mest ediyor. David Bowie&#8217;den Jimi Hendrix&#8217;e, Cat Stevens&#8217;tan The Beach Boys&#8217;a 60&#8242;lar ve 70&#8242;lerin efsane şarkıcıları ve şarkıları bu eğlenceli filmde eşlik ediyor.</p>
<p>Tüm şarkı listesini burada bulabilirsiniz:</p>
<p>Disk 1</p>
<p>&#8220;Stay with Me Baby&#8221; &#8211; Duffy &#8211; 3:52</p>
<p>&#8220;All Day and All of the Night&#8221; &#8211; The Kinks &#8211; 2:23</p>
<p>&#8220;Elenore&#8221; &#8211; The Turtles &#8211; 2:30</p>
<p>&#8220;Judy in Disguise (With Glasses)&#8221; &#8211; John Fred and His Playboy Band &#8211; 2:52</p>
<p>&#8220;Dancing in the Street&#8221; &#8211; Martha Reeves and the Vandellas &#8211; 2:36</p>
<p>&#8220;Wouldn&#8217;t It Be Nice&#8221; &#8211; The Beach Boys &#8211; 2:23</p>
<p>&#8220;Ooo Baby Baby&#8221; &#8211; Smokey Robinson &#8211; 2:45</p>
<p>&#8220;This Guy&#8217;s in Love with You&#8221; &#8211; Herb Alpert &amp; The Tijuana Brass &#8211; 4:01</p>
<p>&#8220;Crimson and Clover&#8221; &#8211; Tommy James &amp; The Shondells &#8211; 5:24</p>
<p>&#8220;Hi Ho Silver Lining&#8221; &#8211; Jeff Beck &#8211; 2:53</p>
<p>&#8220;I Can See for Miles&#8221; &#8211; The Who &#8211; 4:07</p>
<p>&#8220;With a Girl Like You&#8221; &#8211; The Troggs &#8211; 2:07</p>
<p>&#8220;The Letter&#8221; &#8211; The Box Tops &#8211; 1:54</p>
<p>&#8220;I&#8217;m Alive&#8221; &#8211; The Hollies &#8211; 2:25</p>
<p>&#8220;Yesterday Man&#8221; &#8211; Chris Andrews &#8211; 2:32</p>
<p>&#8220;I&#8217;ve Been a Bad Bad Boy&#8221; &#8211; Paul Jones &#8211; 2:20</p>
<p>&#8220;Silence Is Golden&#8221; &#8211; The Tremeloes &#8211; 3:09</p>
<p>&#8220;The End of the World&#8221; &#8211; Skeeter Davis &#8211; 2:39</p>
<p>Disk 2</p>
<p>&#8220;Friday on My Mind&#8221; &#8211; The Easybeats &#8211; 2:53</p>
<p>&#8220;My Generation&#8221; &#8211; The Who &#8211; 3:19</p>
<p>&#8220;I Feel Free&#8221; &#8211; Cream &#8211; 2:54</p>
<p>&#8220;The Wind Cries Mary&#8221; &#8211; Jimi Hendrix &#8211; 3:21</p>
<p>&#8220;A Whiter Shade of Pale&#8221; &#8211; Procol Harum &#8211; 4:00</p>
<p>&#8220;These Arms of Mine&#8221; &#8211; Otis Redding &#8211; 2:33</p>
<p>&#8220;Cleo&#8217;s Mood&#8221; &#8211; Jr. Walker &amp; The All Stars &#8211; 2:42</p>
<p>&#8220;The Happening&#8221; &#8211; The Supremes &#8211; 2:50</p>
<p>&#8220;She&#8217;d Rather Be with Me&#8221; &#8211; The Turtles &#8211; 2:21</p>
<p>&#8220;98.6&#8243; &#8211; The Bystanders &#8211; 3:19</p>
<p>&#8220;Sunny Afternoon&#8221; &#8211; The Kinks &#8211; 3:34</p>
<p>&#8220;Father and Son&#8221; &#8211; Cat Stevens &#8211; 3:42</p>
<p>&#8220;Nights in White Satin&#8221; &#8211; The Moody Blues &#8211; 4:26</p>
<p>&#8220;You Don&#8217;t Have to Say You Love Me&#8221; &#8211; Dusty Springfield &#8211; 2:49</p>
<p>&#8220;Stay with Me Baby&#8221; &#8211; Lorraine Ellison &#8211; 3:33</p>
<p>&#8220;Hang On Sloopy&#8221; &#8211; The McCoys &#8211; 3:52</p>
<p>&#8220;This Old Heart of Mine (Is Weak for You)&#8221; &#8211; The Isley Brothers &#8211; 2:51</p>
<p>&#8220;Let&#8217;s Dance&#8221; &#8211; David Bowie &#8211; 4:06</p>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 39px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Disc one</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 39px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;Stay with Me Baby&#8221; &#8211; Duffy &#8211; 3:52</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 39px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;All Day and All of the Night&#8221; &#8211; The Kinks &#8211; 2:23</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 39px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;Elenore&#8221; &#8211; The Turtles &#8211; 2:30</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 39px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;Judy in Disguise (With Glasses)&#8221; &#8211; John Fred and His Playboy Band &#8211; 2:52</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 39px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;Dancing in the Street&#8221; &#8211; Martha Reeves and the Vandellas &#8211; 2:36</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 39px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;Wouldn&#8217;t It Be Nice&#8221; &#8211; The Beach Boys &#8211; 2:23</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 39px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;Ooo Baby Baby&#8221; &#8211; Smokey Robinson &#8211; 2:45</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 39px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;This Guy&#8217;s in Love with You&#8221; &#8211; Herb Alpert &amp; The Tijuana Brass &#8211; 4:01</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 39px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;Crimson and Clover&#8221; &#8211; Tommy James &amp; The Shondells &#8211; 5:24</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 39px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;Hi Ho Silver Lining&#8221; &#8211; Jeff Beck &#8211; 2:53</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 39px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;I Can See for Miles&#8221; &#8211; The Who &#8211; 4:07</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 39px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;With a Girl Like You&#8221; &#8211; The Troggs &#8211; 2:07</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 39px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;The Letter&#8221; &#8211; The Box Tops &#8211; 1:54</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 39px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;I&#8217;m Alive&#8221; &#8211; The Hollies &#8211; 2:25</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 39px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;Yesterday Man&#8221; &#8211; Chris Andrews &#8211; 2:32</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 39px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;I&#8217;ve Been a Bad Bad Boy&#8221; &#8211; Paul Jones &#8211; 2:20</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 39px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;Silence Is Golden&#8221; &#8211; The Tremeloes &#8211; 3:09</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 39px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;The End of the World&#8221; &#8211; Skeeter Davis &#8211; 2:39</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 39px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">[edit]Disc two</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 39px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;Friday on My Mind&#8221; &#8211; The Easybeats &#8211; 2:53</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 39px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;My Generation&#8221; &#8211; The Who &#8211; 3:19</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 39px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;I Feel Free&#8221; &#8211; Cream &#8211; 2:54</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 39px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;The Wind Cries Mary&#8221; &#8211; Jimi Hendrix &#8211; 3:21</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 39px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;A Whiter Shade of Pale&#8221; &#8211; Procol Harum &#8211; 4:00</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 39px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;These Arms of Mine&#8221; &#8211; Otis Redding &#8211; 2:33</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 39px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;Cleo&#8217;s Mood&#8221; &#8211; Jr. Walker &amp; The All Stars &#8211; 2:42</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 39px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;The Happening&#8221; &#8211; The Supremes &#8211; 2:50</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 39px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;She&#8217;d Rather Be with Me&#8221; &#8211; The Turtles &#8211; 2:21</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 39px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;98.6&#8243; &#8211; The Bystanders &#8211; 3:19</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 39px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;Sunny Afternoon&#8221; &#8211; The Kinks &#8211; 3:34</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 39px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;Father and Son&#8221; &#8211; Cat Stevens &#8211; 3:42</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 39px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;Nights in White Satin&#8221; &#8211; The Moody Blues &#8211; 4:26</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 39px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;You Don&#8217;t Have to Say You Love Me&#8221; &#8211; Dusty Springfield &#8211; 2:49</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 39px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;Stay with Me Baby&#8221; &#8211; Lorraine Ellison &#8211; 3:33</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 39px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;Hang On Sloopy&#8221; &#8211; The McCoys &#8211; 3:52</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 39px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;This Old Heart of Mine (Is Weak for You)&#8221; &#8211; The Isley Brothers &#8211; 2:51</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 39px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;Let&#8217;s Dance&#8221; &#8211; David Bowie &#8211; 4:06</div>
<div class="shr-publisher-387"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sineblok.com/film/387/the-boat-that-rocked-2009.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2009/11/boat_that_rocked_ver6-150x150.jpg' length='14322' type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2009/11/boat_that_rocked_ver6-150x150.jpg' height='223' width='175'/>	</item>
		<item>
		<title>500 Days of Summer (2009)</title>
		<link>http://www.sineblok.com/film/381/500-days-of-summer-2009.html</link>
		<comments>http://www.sineblok.com/film/381/500-days-of-summer-2009.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Nov 2009 20:33:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz Gür</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Görüşleri]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[drama]]></category>
		<category><![CDATA[joseph gordon levitt]]></category>
		<category><![CDATA[marc webb]]></category>
		<category><![CDATA[romantizm]]></category>
		<category><![CDATA[zooey deschanel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sineblok.com/?p=381</guid>
		<description><![CDATA[Şu anda dehşete kapıldım. Hıncal Uluç gibi bağırmak istiyorum: &#8220;Ben böyle şey görmedim Haşmet! Böyle şey görmedim!&#8221; Önceki gün bir arkadaşıma 500 Days of Summer&#8217;ı izleyeceğimi söylediğimde beni tanıdığı için sen sevmeyebilirsin o filmi dedi. Bunun filmin konusuyla alakalı olduğunu filmi izleyinceye kadar da bilemeyecektim tabi. Sonuç olarak filmi izledim, çok beğendim. Ama arkadaşım da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p>Şu anda dehşete kapıldım. Hıncal Uluç gibi bağırmak istiyorum: &#8220;Ben böyle şey görmedim Haşmet! Böyle şey görmedim!&#8221; Önceki gün bir arkadaşıma <a href="http://www.imdb.com/title/tt1022603/" target="_blank">500 Days of Summer&#8217;ı</a> izleyeceğimi söylediğimde beni tanıdığı için sen sevmeyebilirsin o filmi dedi. Bunun filmin konusuyla alakalı olduğunu filmi izleyinceye kadar da bilemeyecektim tabi. Sonuç olarak filmi izledim, çok beğendim. Ama arkadaşım da haklıydı. Kişisel sebeplerden dolayı konuyu beğenemedim. Zira karakterler gerçek hayatın içinden hatta ve hatta benim hayatımın içinden gibiydi. Bu tarz filmleri bu yüzden pek sevmiyorum. Örneğin kendimi utanç durumlara sokmamak için fazla rahat olmadığımdan dolayı bir filmde adamın tekinin birileri önünde komik durumlara düşmesini izleyemiyorum bunu ve bunu başka türlü nasıl açıklayabileceğimi de açıkçası bilemiyorum.</p>
<p><a href="http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2009/11/2009_500_days_of_summer_002.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-383" title="2009_500_days_of_summer_002" src="http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2009/11/2009_500_days_of_summer_002-300x200.jpg" alt="2009_500_days_of_summer_002" width="300" height="200" /></a></p>
<p>Filme dönecek olursak <a href="http://www.imdb.com/name/nm0221046/" target="_blank">Zooey Deschanel</a> dünyanın gördüğü en tatlı kadınlardan bir tanesi zaten. <a href="http://www.imdb.com/name/nm0330687/" target="_blank">Joseph Gordon-Levitt</a> de 3rd Rock From The Sun ile kendisini duyurmuştu bana. Ardından başarılı yapımlarda yer almaya başladı. Koca kafa küçük vücut olayı sempatik kılıyor bu adamı. Aslında bu tarz filmlerde senaryo çok yoğun olduğu için yönetmenin çekimleri fazla da abartmasına gerek yoktur. Konuyu yeterince açık anlatsın yeterdir. Ancak bir kaç sahne benim çok hoşuma gitti filmde. İlk filmi olan bir klip yönetmeni için başarılı bir iş çıkartmış <a href="http://www.imdb.com/name/nm1989536/" target="_blank">Marc Webb</a>. Teknik açıdan hiçbir bilgim olmasa bile söyleyebilirim ki ruh halini güzel yansıtan sahnelerdi. Özellikle filmin içindeki film muazzamdı. Güzel dalga geçilmiş orada. Ama daha fazla ipucu vermemek gerekli film ile ilgili #katilusak</p>
<p>Erkeğin kızın geçmiş sevgililerini hayalinde nasıl canlandırdığı gibi ince ama gerçek detaylar çok güzel yansımış filme. Yada arkadaşların kızlar hakkındaki konuşmaları da. Ayrıca bolca Ikea reklamı var filmde. Bence izleyin. Siz de kendinizden bir şeyler bulacaksınızdır.<span id="more-381"></span></p>
<p>Ne de olsa hayat devam ediyor.</p>
<p>Filme buradan başlayabilirsiniz:</p>
<p>Boy meets girl. Boy falls in love. Girl doesn&#8217;t.</p>
<div class="shr-publisher-381"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sineblok.com/film/381/500-days-of-summer-2009.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2009/11/500DaysPoster-150x150.jpg' length='14138' type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2009/11/500DaysPoster-150x150.jpg' height='223' width='175'/>	</item>
		<item>
		<title>District 9 (2009)</title>
		<link>http://www.sineblok.com/film/378/district-9-2009.html</link>
		<comments>http://www.sineblok.com/film/378/district-9-2009.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Nov 2009 23:55:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz Gür</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Görüşleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim Kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[neil blomkamp]]></category>
		<category><![CDATA[oscar 2010]]></category>
		<category><![CDATA[peter jackson]]></category>
		<category><![CDATA[uzaylı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sineblok.com/?p=378</guid>
		<description><![CDATA[2009 başında bir arkadaşım &#8220;Oğlum Peter Jackson&#8217;ı nasıl bilirsin?&#8221; dedi. &#8220;Soru mu bu?&#8221; diye karşılık vermemden sonra bombayı patlattı ve &#8220;Bir uzaylı filmi yapıyorlarmış. Yapımcı Peter Jackson&#8217;mış.&#8221; dedi. O zamandan beri bu filmi bekler olmuştum. Ne zaman Yüzüklerin Efendisi&#8217;ni yada King Kong&#8217;u seyretsem yeni çıkacak bu filmi düşlerdim. Acaba nasıl bir şey olacak? Uzaylılar neye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p>2009 başında bir arkadaşım &#8220;Oğlum Peter Jackson&#8217;ı nasıl bilirsin?&#8221; dedi. &#8220;Soru mu bu?&#8221; diye karşılık vermemden sonra bombayı patlattı ve &#8220;Bir uzaylı filmi yapıyorlarmış. Yapımcı Peter Jackson&#8217;mış.&#8221; dedi. O zamandan beri bu filmi bekler olmuştum. Ne zaman Yüzüklerin Efendisi&#8217;ni yada King Kong&#8217;u seyretsem yeni çıkacak bu filmi düşlerdim. Acaba nasıl bir şey olacak? Uzaylılar neye benzeyecek? Kim oynayacak? Derken film ile ilgili detaylar gelmeye başlamıştı. İlk olarak konunun klasik uzaylı filmlerinden farklı olacağını öğrendik, ardından fragman geldi. Derken yurtdışında büyük ses getirerek vizyona girdi. Twitter&#8217;da herkes bunu konuşuyordu. Hatta Google&#8217;ın bile film hakkında tweet&#8217;lediği söylendi, yazıldı, çizildi.</p>
<p>Yurtdışı gösterim tarihinden çok uzun bir süre sonra ülkemizde gösterime girmiş olan D9 bu sebeple sinemada yeterince izleyiciyi sanırım bulamamıştır. Çünkü herkes filmin bir kopyasını çoktan internetten indirmiş, izlemiş üzerine kahvesini bile yudumlamıştır.</p>
<p><a href="http://www.imdb.com/name/nm0088955/" target="_blank">Neil Blomkamp</a>&#8216;ın yazıp yönettiği D9 çok ayrı bir film. İçerisinde temel olarak uzaylı şiddeti barındırmayan belki de ikinci uzaylı filmi diyebiliriz ET&#8217;den sonra. Bu filmde kötü olan bizleriz. İnsanları açgözlülükleri, saygısızlıkları ve aşağılama şekilleri yüzümüze vuruluyor açıkçası.</p>
<p>Bir belgesel tadında çekilen filmin ana kahramanı <a href="http://www.imdb.com/name/nm1663205/" target="_blank">Sharlto Copley</a>, Hollandalı bir Multi-National United çalışanını canlandırıyor. Diğer rollerdeki oyunculara bakmaya gerek yok zira film Wikus (filmdeki en güldüğüm sahnelerden birisi de Wikus telafuzunun Dickus olarak değiştirilmesiydi.) Van der Merwe etrafında gelişiyor.</p>
<p>Filmdeki ufak göndermeler çoğu kişi tarafından Holywood klişesi olarak algılansa da bence filmin senaryosunun temeli bu göndermelerdi zaten. Bu göndermeleri burada ifşa etmeye gerek yok ancak film bu klişeleri gözler önüne serdiği için güzel bence. Örneğin Hollandalıların bu tür barış gücü, birleşmiş milletler, greenpeace gibi organizasyonlara katılımına oldukça değinilmiş ana karakterin bir Hollandalı olmasıyla. Ardından insanların kendine benzemeyenlere nasıl davrandıkları çok güzel tasvir edilmiş. Kelimenin gerçek anlamıyla ırkçılığın gösterildiği bir film olmuş D9. Bu sebepten güzel zaten film. Yada az önce yazdığım gibi çokuluslu organizasyonların görünmeyen yüzlerinin ne kadar korkunç olabileceği belirtilmiş. Ve insanların aslında diğer ırklardan ne kadar korktuklarını ama bu korkularını nefret ile değiştirdiklerini işlemiş film. Bir çok sosyal mesaj var filmde klişe olarak algılanabilecek. Bense bunlara klişe değil insanların iç yüzünün yaratıcı bir şekilde dışavurumu diyorum.</p>
<p>Filmin sonuna doğru devam filminin geleceği izlenimine kapılıyorsunuz. Ancak bu filmle alakası olmasa da Cloverfield&#8217;da da aynı izlenime kapılmış ve yanılmıştık.</p>
<div class="shr-publisher-378"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sineblok.com/film/378/district-9-2009.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2009/11/District_nine_ver21-150x150.jpg' length='10973' type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2009/11/District_nine_ver21-150x150.jpg' height='223' width='175'/>	</item>
		<item>
		<title>Film: Moon (2009)</title>
		<link>http://www.sineblok.com/film/372/film-moon-2009.html</link>
		<comments>http://www.sineblok.com/film/372/film-moon-2009.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Nov 2009 21:19:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz Gür</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Görüşleri]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sineblok.com/?p=372</guid>
		<description><![CDATA[Sıcak çikolatalı veya sahlepli ,ki kesinlikle sıcak şarabı tercih ederim, bitmeyen kış gecelerinde en büyük eğlence kuşkusuz film izlemektir. Kimi geceler arkadaşlarınla birlikte, kimi geceler sevgilinle birlikte kimi geceler de yalnız başına izleyeceğin filmler olacaktır. Bu üç farklı ortamda en önemli nokta patlamış mısırın tuzunun az olup olmadığı değil doğru film seçiminin yapılıp yapılmadığıdır. Örneğin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p>Sıcak çikolatalı veya sahlepli ,ki kesinlikle sıcak şarabı tercih ederim, bitmeyen kış gecelerinde en büyük eğlence kuşkusuz film izlemektir. Kimi geceler arkadaşlarınla birlikte, kimi geceler sevgilinle birlikte kimi geceler de yalnız başına izleyeceğin filmler olacaktır. Bu üç farklı ortamda en önemli nokta patlamış mısırın tuzunun az olup olmadığı değil doğru film seçiminin yapılıp yapılmadığıdır. Örneğin arkadaş ortamındayken Goran Dukic&#8217;in<a href="http://www.sineblok.com/film/21/wristcutters-a-love-story-bilek-kesenler.html" target="_blank"> Wristcutters: A Love Story</a> filminin izlenmesi sıkıntıyla karşılanacak bir durumdur. Ancak arkadaş ortamındayken Back To The Future&#8217;ın izlenmesi yada başka bir komedi, macera,korku filminin izlenmesi daha makuldür.</p>
<p>Sevgili ile izlenmesi gereken filmler ise daha romantik veya daha korku ağırlıklı olabilir. Bu sizin biraz da kişiliğinize bağlı olarak değişir. Mesela &#8220;<a href="http://www.sineblok.com/film/223/7-pounds.html" target="_blank">7 Pounds</a>&#8220;  ile aradaki bağları sevgiyle güçlendirmek mi istersiniz yoksa &#8220;<a href="http://www.imdb.com/title/tt0384806/" target="_blank">Amityville Horror</a>&#8221; ile aradaki bağları güven ile mi güçlendirmek istersiniz. Bu sorunun cevabı size yada sizin o anki seçiminize bağlı olarak değişir.</p>
<p>Şaka bir yana bir de tek başına izlenmesi gereken filmler vardır. Örneğin 2001: A Space Odyssey yada devamı gibi çekilmiş 2010 yada Blade Runner gibi kültleri tek başınıza izlemeniz tıpkı okumaktan sıkılacağınızı düşündüğünüz ama bilgi edinmek için okuduğunuz klasik kitap serilerine benzerler. Ancak bazen gerçekten beğenirsiniz. Yıllar önce izlediğim Birdman of Alcatraz da mesela bu etkiyi yaratmıştır bende. Veya Charlie Chaplin&#8217;in Modern Times&#8217;ı gerçekten mükemmel bir filmdir. Yazının girişini üç paragraf tutmakla hiç iyi bir iş yapmadığımın farkındayım ancak kendimce film izleme yöntemleri belirtmem belki de haklılık payımı arttıracaktır.<span id="more-372"></span></p>
<p><a href="http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2009/11/moon_movie4.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-374" title="moon_movie4" src="http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2009/11/moon_movie4-300x127.jpg" alt="moon_movie4" width="300" height="127" /></a></p>
<p>Moon kesinlikle insanın tek başına izlemesi gereken bir film. Biraz 2001: A Space Odyssey gizliliği, biraz 2010 açıklayıcılığı var içinde. Biraz da Blade Runner barındırıyor sinir bozuculuğuyla. İstanbul&#8217;da bulunduğumuz hafta sonunda başlayan Film Ekimi&#8217;nde bir cumartesi günü prömiyeriydi &#8220;<a href="http://www.imdb.com/title/tt1182345/" target="_blank">Moon</a>&#8220;. Bu gezi planlı olmadığı için zaman ve bilet ayıramamış kendime ve izleyememiştim Film Ekimi&#8217;nde bu filmi. Tabiki ilk çekici yanı adıydı filmin. 1950&#8242;lerden beri kimin dikkatini çekmiyor ki Ay kelimesi? Kim hala haber sitelerinde Ay ile ilgili bir haber çıktığında bakmadan geçemiyor ki? Ancak filmin adı sadece görünen yüzü. Biraz inceleyince Ay&#8217;ın karanlık yüzünün daha farklı olduğunu gördüm. (Brain Damage&#8217;ı tam da bu sırada dinlemeye başladım)</p>
<p><a href="http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2009/11/moon-movie-image-5.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-375" title="moon-movie-image-5" src="http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2009/11/moon-movie-image-5-252x300.jpg" alt="moon-movie-image-5" width="252" height="300" /></a></p>
<p>Filmin yönetmeni efsane rock yıldızı David Bowie&#8217;nin oğlu. Senaristi de keza yine Joey Bowie olarak da bilinen <a href="http://www.imdb.com/name/nm1512910/" target="_blank">Duncan Jones</a>. Bilim kurgu ile dramanın birleştiği filmlerden birisi olan &#8220;Moon&#8221;, tükenebilir enerji kaynakları yerine Ay&#8217;ın karanlık yüzünden çıkartılan ve atık yaratmayan enerjiyi keşfeden bir şirketin Ay üssünde bulunan çalışanını konu alıyor. Kontratlı bir çalışan olan Sam Bell, kontratını doldurup ailesinin yanına dünyaya dönmeyi sabırsızlıkla beklerken ona arkadaşlık yapan ve ihtiyaçlarını karşılayan tek şey de Gerty adındaki bir süper bilgisayar. Sam Rockwell&#8217;in canlandırdığı karakter senarist Duncan Jones&#8217;un hayal dünyasındaki Ay hayatını anlatmakta. Belirtmem gerekir ki filmde çok ileri derecede Stanley Kubrick esintileri var. Ancak 2001: A Space Odyssey&#8217;deki gibi bir uzay tasviri yerine bu Kubrick atmosferi bir senaryo dahilinde kullanılmış durumda. Tek bir insan, bir robot, sessiz geçen ama yine de her an bir yerden bir şey çıkacakmış hissi uyandıran klasik müzik ve Ay&#8217;ın başarılı betimlenişi&#8230; Yine de yanlış anlaşılmasın Kubrick&#8217;ten esinlenmiş olabilir ancak bu filmin kötü olduğu anlamına gelmiyor. İlk uzun metraj filminde oldukça başarılı bir iş çıkarmış durumda Duncan Jones. Film ilk olarak Sundance Film Festivalinde gösterilmiş ve otoritelerin beğenisini kazanmış. Film ile ilgili daha fazla detay vermeye gerek yok ama <a href="http://twitter.com/#search?q=%23katilusak" target="_blank">#katilusak</a>.</p>
<p>Ayrıca Duncan Jones yaptığı açıklamalar ile &#8220;Moon&#8221;u bir seri haline getirmek istediğini ve bir üçleme yaratmak istediğini belirtmiş. Şimdiden kendinizi ayarlayın. 3 yalnız gece 3 &#8220;Moon&#8221; gecesi olacak. Zira yazının başında belirttiğim yalnız izlemeniz gereken filmlerden bir tanesi de &#8220;Moon&#8221;</p>
<div class="shr-publisher-372"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sineblok.com/film/372/film-moon-2009.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2009/11/moon_movie-150x150.jpg' length='10375' type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.sineblok.com/wp-content/imajlar/2009/11/moon_movie-150x150.jpg' height='223' width='175'/>	</item>
	</channel>
</rss>

